Tanımı
Halihazırda bazı kaynaklarda Prunus dulcis adı ile geçmektedir. Genellikle 4 ila 8 metre büyüyebilen bir bitkidir. Gövde 30 cm çapındadır. Genç sürgünler başlangıçta yeşil iken zamanla morumsu olurlar ve ikinci yılda gri renge dönüşürler. Yapraklar yumurtamsı mızraksı ya da eliptik, 2,5 ila 9 cm uzunluğunda ve 2 ila 3 cm genişliğinde, kenarları dişli, salgılı, erken dönemde çıplak ya alt bölümde havlı ve derimsidir. Yaprak sapı 1 ila 3 cm uzunluğundadır. Çiçekler yapraklardan önce belirir, 4 cm çapında, beyaz ya da pembe renklidir. Çiçek sapı 5 mm uzunluğundadır. Meyve eğikçe elipsoit ila elipsoit, yassı, 5 cm uzunluğunda ve 3 cm genişliğinde, zeytin yeşil renkli ve kadifemsidir. Prunus amygdalus dilimizde badem adı ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Prunus amygdalus doğal olarak Kafkasya’da yayılış gösterir ancak ekonomik değeri nedeniyle günümüzde dünyanın büyük bölümünde yetiştirilmektedir. Bahçe, bağ ve yol kenarında görülen bitki umumiyetle mart ve nisan ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 900 metreye kadar olan rakımlarda Gebze ilçesinde gözlemlemek mümkündür.
Harita | Sinonimler | Herbaryum
Etimoloji
Cins adı Latince erik anlamına gelir. Doğrudan erik meyvesini tanımlayan bir kelimedir. Epitet Antik Yunanca badem anlamına gelir.
Kullanımı
Prunus amygdalus tohumları çiğ ya da pişirilerek yenilmektedir. Tohumları kavrularak çeşitli hamur işlerinde kullanılmaktadır. Prunus amygdalus tohumlarından elde edilen yağ hassas mekanizmaları yağlamak için kullanılmıştır. Bu yağa sabun ve cilt bakım ürünlerinde de başvurulmuştur. Yapraklarından yeşil, meyveden gri ve kökten sarı boya elde edilmiştir. Tohumları yatıştırıcı, müshil ve besleyicidir. Yapraklarına diyabet tedavisinde başvurulmuştur. Genel sağlığı için faydalıdır, özellikle böbrek taşı, safra kesesi taşı ve kabızlık tedavisinde kullanılmıştır. Yağı kuru ciltlere haricen uygulanmıştır.
Türk Uygarlığındaki yeri

Bâdâm
Bâdâm (بادام), bitkinin Farsçadaki karşılığıdır. Metinlerimizde bitkinin Süryanicedeki karşılığı olan luza (ܠܘܙܐ)’dan muharref levz (لوز) ismi de kullanılmıştır. Çulluk Kapan Lügati’nde levz ile bâdemin aynı bitki olduğu belirtilmiştir.
Bazı Prunus dulcis bireylerinin tohumlarının tadı acıdır ve bunlar taksonomik olarak geçerli olmayan Prunus dulcis var. amara varyetesi altında gösterilmektedir. Latince dulcis kelimesi tatlı anlamına gelirken, amara kelimesi de acı anlamını verir. Doğallıkla kaynaklarımızda geçen acıbâdâm kullanımları da bu maddeye dâhildir.
Dioscorides, güneş yanığı, böbrek iltihabı, karaciğer hastalıkları, öksürük, ağrılı idrar, köpek ısırması, kanlı kusma ve baş ağrısı vakalarında kullanıldığını, bağırsak yumuşatıcı, ağrı kesici ve uyutucu, taş düşürücü, âdet söktürücü olarak faydalanıldığını, alkolden önce alındığında sarhoş olmayı engellediğini; yağının rahim sorunları, baş ağrısı, kulak rahatsızlıkları, böbrek iltihabı, yüz lekesi, güneş yanığı, cilt kırışıklığı ve astım vakalarında kullanıldığını, kepek giderici ve taş düşürücü olarak faydalanıldığını aktarmıştır.
Yelü Chucai, Kânibâdâm şehrinin adının şehirde çok sayıda bâdâm ağacı olmasından kaynaklandığını; Ravigupta, cinsel gücü arttırıp kilo aldırdığını; İbn Varrâk, iştahı azalttığını, müshil, öksürük giderici ve idrar söktürücü olduğunu; İbnü’l-Baytâr, yağının, meme şişi, böbrek ve mesane ağrısı, ağrılı idrar, kulunç, kuduz köpek ısırması, baş ağrısı, meme şikâyetleri, boğaz tahrişi vakalarında kullanıldığını; İbn Rüşd, sırt omurlarına uygulandığında yaşlılığa bağlı kamburluğu engellediğini; el-Hüseynî, yağının meşale yakmak için kullanıldığını yazmıştır.
İslam tıbbı
Bâdâm, Ortaçağ Anadolusu’nda yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir bitkidir. Mübarek kabul edilmiş, Türklerin yaşadığı yerlerde yaygın olduğu belirtilmiş ve bitkinin değeri, hükümdarın kızını evlendirirken çeyiz olarak altın bir hokka içine üç adet bâdâm koyması üzerinden somutlaştırılmıştır. Bitki, kulak ağrısı, nezle, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, sarılık, ödem, böbrek hastalıkları, saçkıran, göz ağrısı, işitme kaybı, ses kısılması, baş ağrısı, diş rahatsızlıkları, göğüs hastalıkları, zatülcenp, sıtma, cilt hastalıkları, menenjit, tüberküloz, nezle, rahim hastalıkları, kulak ağrısı, idrar yolu hastalıkları, kulunç, kuduz, mide hastalıkları, boğaz rahatsızlıkları, akciğer hastalıkları, kan tükürme, çocuklarda ateş ve bağırsak hastalıkları vakalarında kullanılmış, müshil, cinsel istek arttırıcı, spazm çözücü, öksürük giderici, taş düşürücü, ses açıcı, âdet söktürücü, sarhoşluğu engelleyici ve idrar söktürücü olarak başvurulmuş, doğanın kulağında iltihap olması halinde yararlanılmış, ıklıg yapımında kullanılmıştır. Bitkimizin yağının kusturucu özelliğinin de bulunduğunu, bayılan Behmen’in burnuna acıbâdâm yağı damlatılarak kusturulması rivayetinden öğreniyoruz.
Anadolu
Bâdâm, salgın hastalık durumunda evlerde tütsü yapılması önerilen bitkiler arasında yer almış, sekbâc, hummaziyye ve zirbâc adlı yemeklerin tarifine girmiş, helva yapımında kullanılmış, kuruyemiş olarak tüketilmiş, bunun yanı sıra yaşlıların tüketmesi de tavsiye edilmiştir. Kadınlar tarafından yüz güzelleştirici olarak kullanılan bitkiyi rüyada görmenin de şifa anlamına geldiği ifade edilmiş, ayrıca fal bakmak için de kullanılmıştır. Hârûn’un asasının bâdâm dalından yapıldığına inanılmıştır. Bu tarihsel bilgiyi, başka bir kaynağımızda, ağacın Aşkelon’da zeytûn, nâr ve üzüm ile birlikte yaygın olup fiyatının da ucuz olduğu bilgisi ile doğrulamak mümkün gözükmektedir.
Bâdâm’ın edebi metinlerde kullanımı da çeşitlidir. Bunlar arasında öne çıkanlar sevgilinin gözüne benzetilmesi, seven ile sevilenin yakınlığının örneklenmesi, çiçeklenmesinin bahar müjdecisi olarak görülmesi ve elbette içki sofralarında kuruyemiş değeri ön plana çıkmaktadır. Dede Korkut Kitabı’nda da, Dirse Han hatununa “çift badem sığmayan dar ağızlım” olarak seslenmektedir. Bitkimizin meyvesi, tüketim bağlamında ceviz ve fındık ile yakındır. Görece sert bir kabuk tarafından korunmakta ve taze olarak ya da kavrularak tüketilmektedir. Bu bitkilerin tohumu koruyan kabuklarının ise tüketim olarak bir değeri yoktur. Bu yapı, dinsel metinlerimizde nadiren yer verilen bitkiler arasında yer almasını sağlamış ve insanda nefis türleri sayılırken bâdâm metaforuna başvurulmuştur. Bâdâm veya fınduğun bilerek tüketilmesinin orucu bozduğu belirtilmiş, ancak bozulan orucun yerine 61 gün değil 1 gün tutulması gerektiği ifade edilmiştir.
Antik Yunan
Trakyalı bir kral olan Sithon’un kızı Phyllis, Truva savaşına katılan Demophon’a aşık olmuştur. Demophon, Phyllis’e bir gün geri gelip onunla evleneceği sözünü vermiş ancak bu sözü tutması engellenmiştir. Her gün limana giderek Demophon’u bekleyen Phyllis sonunda kendini bir ağaca asar ve bundan sonra o ağaç yaprak ve çiçek açmaz. Yıllar sonra Demophon döndüğünde kuru ağaca sarılmış ve ağaç badem çiçekleri açmaya başlamıştır.
Badem yağı şöyle hazırlanır: Acıbademin kabukları soyulup kurutulur, top haline gelinceye kadar havanda tahta bir tokmakla hafifçe dövülür, üzerine sıcak su dökülür ve yarım saat boyunca suyu emmesi için beklenir, ardında tekrar ancak bu defa güçlü biçimde dövülür. Sonra bir tahta üzerine serilir, hafifçe bastırılır ve parmaklarda macun kaşık yardımıyla alınır. Ardından tekrar su dökülür ve macunun suyu emmesi için beklenir ve bu işlem tekrarlanır. Rahim ağrısı ve histerisi ile aynı bölgedeki bükülme ve iltihaplanmaya, ayrıca baş ağrısı, kulak ağrısı, çınlama ve uğuldama için faydalıdır. Böbrek, astım, dalak hastaları, idrar güçlüğü yaşayanlara verilmiştir. Bal, akzambak kökü, kına ya da gül küspesi ile yüzdeki leke, çil ve kırışıklıklara sürülmüştür. Şarapla birlikte uygulanırsa kepek ve döküntüleri giderir. Amygdalinum ve metopium adı ile bilinen yağ, acıbademin kurutularak dövülmesi, ardından suda bekletilerek tekrar dövülmesi ile elde edilmektedir. DI 1-33.
Materia Medica
Öğütülüp kaynatılan acıbadem kökü yüzdeki çilleri yok etmektedir. Badem rahim ağzına yerleştirilirse âdet söktürücüdür. Sirke ya da gül merhemi ile alına uygulanırsa baş ağrısını geçirir. Balla çürük yaralar, zona ve köpek ısırıklarına iyi gelir. Yenildiğinde ağrı kesicidir, bağırsakları yumuşatır, uyutucu ve idrar söktürücüdür. Nişasta ve nane ile alınırsa kan tükürenlere yardımcı olur. Böbrek hastaları ve akciğer iltihabı için su ile içilmekte ya da terebentli pastili yalanmaktadır. Üzüm pekmezi ile idrar güçlüğü ve taştan mustarip olanlara iyi gelir. Bal ve sütle hazırlanmış pastili karaciğer hastalığı, öksürük ve kolondaki şişkinliğe faydalıdır. İçmeden önce beş adet badem yenirse sarhoşluğu engeller. Sakızı bağlayıcı ve ısıtıcıdır. Kan tükürme vakalarında içilmiştir. Sirke ile sürüldüğünde cilt döküntülerine yararlıdır. Seyreltilmiş şarapla içilirse kronik öksürüğü tedavi edecektir. Üzüm şerbeti ile alınırsa taş nedeniyle ağrı çekenlere iyi gelir. Badem, zarı ile birlikte taze iken yenirse mide ekşimesini yatıştırır. DI 1-123.
Antik Roma
Bademin cevize benzer bir kabuğu vardır ancak daha incedir, tohumu ayrıca kabuk şeklinde bir zar daha korur. Tohum da cevizden farklıdır, geniş ve düz olup üstün bir lezzeti vardır. PL 15-24. Badem yağı müshil ve yumuşatıcıdır, ciltteki kırışıklıkları giderip cildi iyileştirir, balla birlikte uygulanırsa yüz lekelerini kaldırır. İşitme güçlüğü, kulak uğuldaması, baş ve göz ağrılarında başvurulmuştur. Balmumu ile çıbanlara ve güneş yanıklarına sürülmüştür. Başa uygulanırsa uyku getiricidir. PL 23-42.
Acıbadem kökü kaynatılırsa cildi temizler ve yüze parlak bir renk verir. Acıbadem uyku getirir ve iştahı açar. İdrar ve âdet söktürücüdür. Özellikle ateş varsa baş ağrısını gidermek için uygulanır. Baş ağrısı sarhoşluktan kaynaklanıyorsa sirke, gül yağı ve su ile tatbik edilir. Amilum ve nane ile kanama durdurucudur. Uyuşukluk ve epilepsi için faydalıdır. Balla köpek ısırıklarına uygulanır. Kuru üzüm şarabı ile taş ve idrar güçlüğünde başvurulmuştur. Hidromelle ezilerek cilt temizleyicisi olarak kullanılmıştır. Bir kişi oturmadan önce beş acıbadem alırsa sarhoşluğu engellediği söylenir. Acıbadem yiyen tilkinin kısa süre içinde su bulamazsa öleceği yazılmıştır. Tatlıbademin iyileştirici özellikleri bu kadar kapsamlı değildir, yine de müshil ve idrar söktürücüdür. Taze yenirse hazmı zordur. PL 23-75.
© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.178-182.
Fotoğrafları




Prunus amygdalus Batsch | Beytr. Entw. Gewächsreich: 30 (1801).



Leave a Comment