İçeriğe geç
Anasayfa » Arum italicum (Yılanekmeği)

Arum italicum (Yılanekmeği)

FLORA NICOMEDIAE • MEDITERRANEAN-CAUCASUS

Nasıl tanırım?

Sıpata ayasının beneksiz, yumrunun yatay ve tırnağın sarı renkli olması ayırt edici özelliğidir. Benzer türleri incelemek için cins sayfasına bakabilirsiniz.

ALEMPlantae
FAMİLYAAraceae
CİNSArum

Habitat

Tahrip edilmiş araziler, dere kenarları, çalılıklar

Statü

Yerli

Çiçeklenme

Nisan – Mayıs

Arazi notu

22 Nisan 2023 • İzmit • 110 m • Çalılık

Bilgi

Otçulların bitkiden uzak durması, toprağın derinliklerindeki yumruları ve bu yumruların sürekli olarak yeni sürgünler vermesi, yumrulardan kalan en ufak bir parçanın bile yeniden filizlenmesi, yaprak kısımlarını öldüren ot ilaçlarının yumruları daha agresif hale getirmesi gibi nedenlerle kısa sürede agresif bir istilacı haline gelmesi mümkündür.
Çiçek açarken ısı da üretmektedir. Bitki, metabolizmasını o kadar hızlandırır ki koçan ortam sıcaklığından 10 ila 15 °C daha sıcak hale gelebilir. Bu ısı, hem kokusunun havaya yayılmasını sağlar hem de soğuk bahar günlerinde böceklere sıcak bir yuva sunar. Bu da tozlaşma sürecine yardım eder.
16–17. yüzyıl Avrupası’nda yumruları kaynatılıp kurutularak nişasta elde edilirdi. Bu nişasta, dönemin modasına uygun şekilde soyluların yakalarındaki fırfırlı kolaları katılaştırmak için kullanılırdı. Ancak işleme sırasında çalışanların elleri kalsiyum oksalat kristallerinden ciddi biçimde tahriş olurdu.

Folklor

Yumrusu kurutulduktan sonra pişirilerek tüketilmektedir. Meyve ve yumrusu; öksürük, ülser, kadın hastalıkları, egzama, kanser, hemoroid tedavisinde kullanılmıştır. Meyvelerin bilhassa çocuklar ve köpekler için ölümcül olabileceği rapor edilmiştir.
Güney Avrupa’nın bazı bölgelerinde, yeni doğan bebekleri nazardan korumak ve şans getirmek için beşiklerin yanına konulmaktaydı.
Bitkinin dilimizde çok sayıda adının bulunması hem bahçe ve tarla gibi insan faaliyetlerinin yoğun olduğu yerlerde görülen en dikkat çekici bitkilerden biri olması hem de bazı yörelerde gıda amaçlı kullanılması ile ilgilidir.

Dikkat

Kalsiyum oksilat kristalleri içerir ve bu nedenle yenildiği takdirde ağızda ve dilde rahatsızlık uyandırır ancak kurutulunca ya da pişirilince bu etkisini kaybeder.
Meyveleri insanlar için zehirlidir. Öte yandan karatavuk, ardıç ve kızılgerdan gibi meyve yiyen kuşlar meyvelerini kolaylıkla sindirerek tohumları geniş alanlara yayar. Sonbahar ve erken kışta kıt olan meyve kaynaklarının arasında bu parlak meyve salkımları kuşlar için kritik bir enerji kaynağı işlevi görür. Dahası tohumların kuşların sindirim sisteminden geçmesi çimlenme başarısını da artırır.


Fotoğrafları

Türkiye gözlemleri

ETİMOLOJİ

Cins adının kökeni belli değildir. Antik Yunanca nar bülbülü anlamına gelen aros (ἄρον) kelimesinden türetilmiş olabilir. Bitki yüzeysel olarak kuş yuvasını andırmaktadır. Bu doğrultuda, cinse bağlı bazı türler İngilizce’de cuckoo pint olarak bilinir. Epitet Latince İtalya anlamına gelir. Ancak epitetin aksine sadece İtalya’da değil, Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülkede görülmektedir.

BİLİMSEL TANIM

Sıkapası 12 ila 20 cm uzunluğunda ve yaprak sapından daha kısa olan bir bitkidir. Yumru yataydır. Yaprak sapı 26 ila 40 cm uzunluğundadır. Sıpata 20 ila 40 cm uzunluğunda, 4,5 ila 12 cm genişliğinde ve açık yeşilimsi sarı ila saydam beyaz renklidir.

Koçan 6 ila 13 cm uzunluğundadır. Tırnak sarı renklidir. Çiçek durumu ısı üretmektedir. Meyveler parlak kırmızı renklidir. Özellikle gölgeye sahip bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.

Dilimizde yılanbıçağı, yılanyastığı, yılanekmeği, acı soğan, buzağı otu, danaayağı, domuz lahanası, domuz marulu, domuz pancarı, filkulağı, gavur pancarı, ilandili, kari, livik, nevik, nivik, sarmalık, yaldıran, yılanboncuğu, yılan cücüğü, yılandili, yılan pancarı, arko lahanası, trabzon yılanyastığı, çiçekotu, yılanotu, yılanzehiri, zehirotu, yılansoğanı ve tirşik adları ile bilinmektedir.

Türk uygarlığı

Yılan yasdugı (يالن ياصديقى) ve yılan bıçagı (يالن بيچاقى) bitkilerin Türkçedeki karşılığıdır ve bitkilerin Antik Yunancadaki karşılığı olan drakontion (δρακόντιον)’dan tercüme edilmiştir. Metinlerimizde bitkilerin Süryanicedeki karşılığı olan lufa (ܠܘܦܐ)’dan muharref lûf (لوف) kelimesi de kullanılmıştır. İshâk bin Murâd bitki için yılan boncuğu adını kullanır ancak bu hatalıdır. Antik Yunanca karşılığından muharref derakondya (دراقونديه) adı da tercih edilmiştir. Halîmî, lûf, yılan yasdugı, ayu pancarı, koluncuk ve kurt kulagı adları ile bilindiğini ifade etmiştir.
Dioscorides, fıtık, cüzzam, astım, göz rahatsızlıkları, kulak ağrısı ve öksürük vakalarında kullanıldığını, kas gevşetici, idrar söktürücü, cinsel istek arttırıcı, yara iyileştirici, düşük yaptırıcı ve kas gevşetici olarak kullanıldığını aktarır. Köklerinin sürüldüğü bölgeleri yılanın ısırmayacağına inanılmıştır. Anadolu’da, nefes darlığı, göz rahatsızlıkları, cilt sorunları, kan işeme, hemoroid ve kan tükürme vakalarında kullanılmış, yara iyileştirici ve düşük yaptırıcı olarak faydalanılmıştır.
Bitkinin çiçek kurulu erekte olmuş penisi andırır, bu nedenle cinsel istek arttırıcı olarak başvurulmuştur. Bitki ile diğer işaret teorisi yaklaşımı, yine bitkinin çiçek kurulunun yılanı andırması ile ilintilidir. Bitkinin vücuda sürüldüğünde yılanlar tarafından sokulmayacağına, yere serpildiğinde ise serpilen yere yılan gelmeyeceğine inanılmıştır.

Antikçağ

Sarmaşığı andıran beyaz lekeli iri yaprakları ve mor benekli, asa kalınlığında, dik gövdesi olan bir bitkidir. Tepesindeki meyve kurulu üzüm salkımına benzer, başlangıçta yeşil iken zamanla safran rengine döner ve tadı acıdır. Kökü yuvarlak, soğan gibi ve arum köküne benzer. Gölgeli bölgelerde yetişir. Suyu, zeytinyağı ile kulağa damlatılırsa ağrısını keser. Otuz adet tohumu, su karıştırılmış ekşi şarapla içilirse düşüğe neden olur. Solmuş çiçeklerinin kokusunun, hamileliğin başlangıcında embriyo için ölümcül olduğu söylenir. Kökü nefes darlığı, yırtık, spazm, öksürük ve nezleye iyi gelir. Şarapla içildiğinde idrar söktürücü ve afrodizyaktır. Balla ezildiğinde kötü huylu yaraları iyileştirir. DI 2-166.
Bitkiyi eliyle ovuşturanı engereğin ısırmayacağına inanılmaktadır. Sirke ile sürüldüğünde cüzzamı temizler. Yaprakları ile sarılan peynirin bozulmayacağı söylenmektedir. Yaprakları taze yaraların üzerine sürülmüştür. Suyu göz şikâyetlerine iyi gelir. Kök sağlıklı kabul edilmekte ve haşlanarak ya da çiğ tüketilmektedir. Ayrıca haşlanmış kök bol miktarda balla karıştırılarak tatlı olarak ikram edilmiştir. Kök buğdayın hasat zamanı çıkarılıp, yıkandıktan sonra parçalara ayrılmakta, daha sonra keten bir iplik geçirilerek gölgede kurutularak saklanmaktadır.
Yaprakları dracunculusa benzer ancak daha küçük ve lekesizdir. Kökü acı olmasına rağmen kaynatılarak yenilmekte ve yaprakları kurutulup haşlanarak tüketilmektedir. Tohum, yaprak ve kök etki bakımından dracunculusa benzer. Kök gut vakalarında uygulanır. PL 2-167.
Bu maddeye Dracunculus vulgaris ve Arum maculatum taksonları da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.714-715.

Sitede yer alan bitkisel kullanım bilgileri yalnızca bilgilendirme ve kültürel aktarma amacı taşımaktadır. Herhangi bir bitkiyi tıbbi amaçla kullanmadan önce mutlaka bir hekime, eczacıya, fitoterapi konusunda eğitimli bir uzmana veya ilgili sağlık profesyoneline danışılması gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir