İçeriğe geç
Anasayfa » Rubia tinctorum (Kökboyası)

Rubia tinctorum (Kökboyası)

Tanımı

Genellikle 1 ila 2 metre büyüyebilen sarılıcı veya tırmanıcı çok yıllık bir bitkidir. Rizomlar kırmızı renkli ve dallıdır. Gövdeler otsu, dört köşeli ila bizsi, köşelerde pürüzlü veya neredeyse pürüzsüz ve çıplak ya da zaman zaman boğumlarda havlıdır. Yapraklar neredeyse derimsi, 4 ila 6 adetten oluşan halkalar halinde, 3 ila 11 cm uzunluğunda, 8 ila 25 mm genişliğinde, mızraksı ya da dikdörtgensi eliptik ila geniş biçimde yumurtamsı, kuspidat veya sipsivri uçlu, genellikle belirgin biçimde saplıdır. Çiçek durumu gevşek, çok dallı, çok çiçekli ve piramitsidir. Çiçek sapı 2 ila 8 mm uzunluğundadır. Taç soluk yeşilimsi sarı renkli, hunimsi, 3,5 ila 5 mm çapında ve lobları üçgensi mızraksıdır. Merikarp 4 ila 6 mm çapında ve siyah renklidir. Dilimizde kök boyası adı ile bilinmektedir.

Kökler, eski çağlardan beri deri, yün, pamuk ve ipek için bitkisel kırmızı boya olarak kullanılmıştır. Boya üretimi için kökler iki yıl sonra hasat edilmektedir. Dış kırmızı katman, boyanın yaygın çeşidini, iç sarı katman ise rafine edilmiş çeşidini vermektedir. Boya, en yaygın olarak şap olan bir mordan yardımıyla kumaşa sabitlenmektedir.

Türk kırmızısı, kök boyasından elde edilen, sumak, meşe mazısı, dana kanı, koyun gübresi, yağ, soda, şap ve kalay çözeltisi içeren karmaşık çok aşamalı bir işlemle elde edilen, pamuk için kullanılan kırmızı bir boyaydı. Türk kırmızısı Hindistan’da geliştirildi ve Türkiye’ye yayıldı. Üretim yöntemlerine aşina olan Yunan işçiler vasıtasıyla 1747’de Fransa’ya getirildi, Hollandalı ve İngiliz casuslar kısa süre sonra sırrı keşfetti. 1784’te Manchester’da Türk kırmızısının daha temiz bir versiyonu üretiliyordu ve 1820’lerde İngiltere’de Türk kırmızısı zeminli rulo baskılı pamuklu elbiseler modaydı.

Karaciğer ve böbrek kanseri potansiyeli bulunması nedeniyle bitkisel ilaç olarak tavsiye edilmemektedir. Kök, müshil, büzücü, safra söktürücü, idrar söktürücü ve adet düzenleyicidir. Böbrek ve mesane taşlarının tedavisinde dahili olarak alınmıştır.

Gözlem bilgileri

Rubia tinctorum doğal olarak Güney Avrupa, Karadeniz ve Batı Asya’da yayılış gösterir.🔗 Kayalık bölgeler, yamaçlar ve çalılıklarda görülen bitki umumiyetle mayıs ve ağustos ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi 400 ila 1600 metre arasındaki rakımlarda Karamürsel ilçesinde gözlemlemek mümkündür.

Etimoloji

Cins adı Latince kırmızı anlamına gelir ve bu bağlamda cinse ait bazı üyelerin köklerinden bitkisel kırmızı boya elde edilmesine atıftır. Epitet Latince boya anlamına gelir. Açık bir şekilde türün geleneksel olarak boya için kullanıldığına işaret etmektedir.

Türk Uygarlığındaki yeri

Kızıl boya (قيزيل بويا), bitkinin Türkçedeki karşılığıdır. Bitkiden elde edilen boyaya işaret ve bu boya günümüzde Türk Kırmızısı olarak bilinir. Metinlerimizde bitkinin Arapçadaki karşılığı olan fuvva (فوة) da kullanılmıştır. Halîmî, fuvva, kızıl boya ve fût’s-sabgın aynı bitki olduğunu kaydetmiştir.

Hûzâye, düşme ve darbe kaynaklı yaralanmalara uygulandığını; Dioscorides, kökünden boya elde edildiğini, ticari açıdan çok değerli olduğunu, sarılık, cüzzam, zehirli canlı ısırması, siyatik ve felç vakalarında kullanıldığını, düşük yaptırıcı, âdet söktürücü, doğum sonrası kalıntıları atıcı ve idrar söktürücü olarak yararlanıldığını yazmıştır.

Kızıl boya Anadolu’da, karaciğer hastalıkları, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, baş ağrısı, sarılık, siyatik, felç ve göz hastalıklarının tedavisinde kullanılmış, ayrıca idrar söktürücü olarak faydalanılmış, kesici bir aletle atın damarının kesilmesi halinde başvurulmuştur.

Antikçağ

Kökü kırmızıdır ve boya için kullanılır. Yabani ve yetiştirilen olmak üzere iki türü vardır. Ekonomik değerinin yüksek olması nedeniyle İtalya’da bataklık alanlarda yetiştirilir. Gövde dört köşeli ve uzun olup yoğurtotuna benzer ancak daha büyüktür, yapraklar da gövdede halkavi biçimde dizilidir. Meyveleri yuvarlaktır, bunlar başlangıçta yeşil, sonra kırmızı ve olgunlaştıklarında siyah renkli olur. Kök ince, uzun, kırmızı ve idrar söktürücüdür. Bunun yanında hidromel ile içildiğinde sarılık, siyatik ve felç vakalarında etkilidir. Hatta yoğun idrar ve kanı da dışarı atar. Ancak bitkiyi içenler her gün yıkanmalıdır. Gövde ve yapraklar vahşi hayvanlar tarafından ısırılanlara içirilmiştir. Meyve oksimel ile içilirse dalağı küçültür. Rahim ağzına yerleştirilirse âdet söktürücüdür ve fetüsü çeker. Sirke ile uygulandığında cüzzamı tedavi eder. DI 3-143.

Yüksek kar elde edilmesi nedeniyle açgözlüler dışında pek az kimsenin bildiği iki bitki vardır. Bunlardan elde edilen boya yün ve derilerin boyanmasında kullanılmaktadır. En değerlisi İtalya’da yetişendir. Kendiliğinden büyümesinin yanı sıra yetiştirilebilir. Gövde dikenli ve boğumludur, her bir boğumda beş yaprak dizilidir. Tohum kırmızı renklidir. PL 19-17.

Bu maddeye Rubia peregrina taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.490-491.

Fotoğrafları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir