Tanımı
Genellikle 30 ila 60 cm büyüyebilen, seyrek biçimde havlı ve dik çok yıllık bir bitkidir. Yaprakçıklar 5 ila 9 çift, 1,5 ila 4,5 cm uzunluğunda, 1 ila 2 cm genişliğinde ve eliptiktir. Çiçek durumu 5 ila 9 cm uzunluğunda, gevşek ve uzatılmıştır. Çanak dişleri 3 mm uzunluğundadır. Taç 9 ila 11 mm uzunluğunda ve mavi ila menekşe renklidir. Meyve 1,5 ila 2,5 cm uzunluğunda, 4 ila 5 mm genişliğinde, silindirik, kırmızı kahverengi, salgılı veya salgısız ve 1 ila 6 adet tohumludur. Dilimizde meyan adı ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Glycyrrhiza echinata doğal olarak Güney Avrupa ve Asya’da yayılış gösterir.🔗 Tarla, dere kenarı ve kumlu alanlarda görülmektedir. Umumiyetle haziran ve temmuz ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda İzmit ve Karamürsel ilçelerinde gözlemlemek mümkündür.
Takson kartı
- Plantae (Bitkiler alemi)
- Fabales (Bakla takımı)
- Fabaceae (Baklagiller)
- Glycyrrhiza (Meyan)
Glycyrrhiza glabra L.
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca tatlı köklü anlamına gelir. Bu bağlamda cinsin rizomlarından meyan elde edilmesine işaret etmektedir. Dilimizdeki meyan kelimesi Farsça kaynaklıdır ve güzel kokulu anlamına gelir. Epitet Latince çıplak anlamına gelir. Açık bir şekilde türün meyve yapısına dikkat çekmektedir. Özgün tanımda bu “leguminibus glabris” olarak belirtilmiştir.
Kullanımı
Mısır, Levant ve Anadolu’da kurutulmuş meyan kökü ile kabartma tozu ve suyun birleştirilmesiyle bir içecek elde edilmektedir. Hamilelikte aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Aşırı tüketim ayrıca ödem, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliğine neden olabilir. Kökü çiğ veya aroma verici olarak tüketilmektedir. Şekerlemelerde, unlu mamullerde, dondurmada ve alkolsüz içeceklerde kullanılmaktadır. Kurutulmuş kök diş çıkaran çocuklara verilir ve ayrıca diş temizleyici olarak da kullanılır. Köklerden elde edilen çay etkili bir susuzluk gidericidir. Karaciğeri detoksifiye ettiği bilinmektedir. Meyan kökü, değiştirici, spazm çözücü, yumuşatıcı, idrar söktürücü, nemlendirici, balgam söktürücü, müshil ve toniktir. Astım, bronşit, öksürük, peptik ülser, artrit ve alerjik şikayetlerde tavsiye edilmiştir.

Türk Uygarlığındaki yeri
Meyân (ميان), bitkinin Farsçadaki karşılığı olan bûyân (بويان)’dan alınmıştır ve tatlı kök anlamını verir.
Halîmî, sûs ve buyanın aynı bitki olup işlenerek ‘ırku’s-sûs, aslu’s-sûs ve rubbu’s-sûs adları ile hekimler tarafından göğüs hastalıklarında kullanıldığını yazmıştır. Metinlerimizde bitkinin Süryanicedeki karşılığı olan şuşa (ܫܘܫܐ)’dan alınma sûs (سوس) kelimesi de kullanılmıştır. Envâ-ı Emrâz’da, bitkinin Antik Yunancadaki karşılığı olan glukoriza (γλυκύρριζα)’dan muharref, aglakûrizû (غلقورزو) kullanılmıştır. Sabuncuoğlu’na göre sûsen ve buyan aynı bitkidir.
Dioscorides, Kapadokya ve Pontus’ta yaygın olduğunu, mide yanması, göğüs, mesane, böbrek ve karaciğer şikâyetleri, cilt hastalıkları tedavisinde kullanıldığını, susuzluk giderici ve yara iyileştirici olarak yararlanıldığını; İbnü’l-Baytâr, öksürük, göğüs ile mesane şikâyetleri vakalarında kullanıldığını, ayrıca susuzluk giderici olarak faydalanıldığını belirtmiştir. İbn-i Şerîf, Erzincan’dan geldiğini, kokusunun hoş ve kökünün beyaz renkli olduğunu, benefşe dibi ve süsen dibi etiketiyle attârlarda satıldığını, kitaplarda irsâ olarak geçtiğini yazmıştır.
Şerîf’in verdiği irsâ karşılığı hatalıdır. G. glabra’nın kökü Arapçada sûs (سوس) olarak geçmektedir, muhtemelen bu kelimeyi sûsen olarak okudu ve karşılığının da irsâ olduğunu düşündü. Anadolu’da, menenjit, nezle, zatülcenp, ödem, göz ağrısı, boğaz rahatsızlıkları, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları, epilepsi, nefes darlığı, tüberküloz ve felç vakalarında kullanılmış, müshil, öksürük giderici ve taş düşürücü olarak faydalanılmış, ayrıca şerbet yapımında kullanılmış, atlarda bademcik iltihabı vakalarında başvurulmuştur.
Antikçağ
Kapadokya ve Pontus’ta bolca yetişen bir bitkidir. Yaprakları sakızağacı yapraklarına benzer, parlak ve yapışkandır. Çiçekleri de sümbül gibidir. Meyve kurulu, çınar ağacında olduğu gibi küresel bir kedicik gibidir, meyveleri kırmızı renklidir ve mercimek meyvesine benzer, kökü gentiyan kökü gibi uzun, büzücü ve tatlıdır. Kök suyu pastil haline getirilir ve dil altına konur. Bu soluk borusuna faydalıdır ve ses kısıklığına iyi gelir. Üzüm pekmezi ile içilirse, mide ekşimesi, göğüs ve karaciğer rahatsızlıkları, mesane kaşınması ve böbrek şikâyetlerine faydalıdır. Ağızda eritilirse susuzluk gidericidir. Uygulandığında yaralara iyi gelir. Bunun yanında çiğnendiğinde ağza faydalıdır. Taze kökün kaynatılması da bu faydaları sağlar. DI 3-5.
Çalı görünümünde, sümbül benzeri çiçek kurulu olan ve meyvesi çınar toplarını andıran bir bitkidir. En iyisi Kilikya’da yetişen olup ardından Pontus gelir, kökü tatlıdır ve kullanılan parçası budur. Kökü asma kökü gibi uzundur. Kökü şimşir benzeri sarı renk olan, koyu renkli olandan üstündür, esnek kök de kırılgan kökten daha iyidir. Üçte biri kalana kadar kaynatılıp rahim ağzına yerleştirilen ilaçlara eklenir ancak genel amaç için bal kıvamına gelene kadar kaynatılır. Ayrıca dövülerek boğazla ilgili tüm rahatsızlıklar için merhem haline getirilmiştir. Suyu ses için faydalıdır ve bu nedenle dilin altına yerleştirilir. Göğüs ve karaciğer için de iyidir. Açlık ve susuzluk giderici etkisi vardır, bu yüzden adipsos (susuzluk çekmeyen) denir. Tozu ağızdaki yaralar için serpilir, böbrek ağrısı ve cinsel organ yaraları için başvurulur. Çiğnenerek yaralara sürülürse kanama durdurucudur, bazıları mesane taşlarını attığını da öne sürmüştür. PL 22-11.
Bu maddeye Glycyrrhiza echinata taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.541-543.
Fotoğrafları









