Tanımı
Tek ya da iki yıllık bir bitkidir. Genellikle 20 ila 100 cm arasında büyüyebilen bir bitkidir. Gövde basit ya da tabandan dallıdır. Taban yaprakları rozet oluşturur, saplı, lirsidir ve kısa süre içinde kurur. Gövde yaprakları sapsız ve basittir. Çanak yapraklar yayılıcı ila kıvrık olup tabanları kesecikli değildir. Taç yapraklar sarı renkli, kaşıksı, yuvarlak, 8 mm uzunluğunda ve 3 mm genişliğindedir. Meyve darca silindirik, yaslanıcı dik, 2 ila 4 mm uzunluğunda ve tüysüz ya da birkaç dağınık tüylüdür. Tohumlar kırmızımsı kahverengidir. Genç yapraklar ve tohumlar çiğ ya da pişirilerek tüketilmektedir. Dilimizde nadas turpu adı ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Hirschfeldia incana doğal olarak Akdeniz havzasında yayılış gösterir.🔗 Ancak işgalci tür olarak dünyanın başka bölümlerine de dağılmıştır. Tarlalar ve tahrip edilmiş arazilerde görülen bitki umumiyetle mayıs ve temmuz ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 900 metreye kadar olan rakımlarda gözlemlemek mümkündür. Körfez ilçesinden kayıt bildirilmiştir ancak biz henüz göremedik.
Takson kartı
- Plantae (Bitkiler alemi)
- Brassicales (Turp takımı)
- Brassicaceae (Turpgiller)
- Hirschfeldia (Nadasturpu)
Hirschfeldia incana (L.) Lagr.-Foss.
Etimoloji
Cins 16 Şubat 1742 – 20 Şubat 1792 tarihleri arasında yaşamış Alman bahçıvan Christian Cay Lorenz Hirschfeld’a adanmıştır. Epitet Latince ağarmış anlamına gelir ve açık bir şekilde taban yapraklarına tüy örtüsüne işaret eder. İkili adlandırma öncesi adı “Erysimum foliis subincanis, siliquis brevissimis”tir.

Türk Uygarlığındaki yeri
Labsân (لبسان), bitkinin Antik Yunancadaki karşılığı olan lampsane (λαμψάνη)’den alınmıştır.
Dioscorides, mide için faydalı olduğunu; Plinius, pişirilerek tüketildiğini; Şerîf, yürümede güçlük çeken çocukların uzuvlarının bitkinin kaynatılmış suyu ile yıkandığını, ayrıca çeşitli cilt rahatsızlıklarının kullanılmasının yanı sıra, cildi güzelleştirmek için de uygulandığını, öksürük giderici ve taş düşürücü olarak faydalanıldığını belirtmiştir. Hardala benzediği aktarılan bitki Anadolu’da, cilt hastalıkları, öksürük ve mide şikâyetleri vakalarında kullanılmış, taş düşürücü etkisinden faydalanılmıştır.
Labadadan daha besleyici ve daha sağlıklıdır. Yaprakları ve sapı haşlanarak tüketilmektedir. DI 2-116.
© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.506.




Leave a Comment