Allium porrum

Allium porrum (Pırasa)

Hüseyin Doğan avatarı

Tanımı

50 cm ila 1,5 metre büyüyebilen bir bitkidir. Bitkinin, Allium ampeloprasum türünün kültivarı olduğu düşünülmektedir. Soğan tek, silindirik yumurtamsı ila neredeyse küresel ve zaman zaman yanında soğancıklar bulunmaktadır. Gömlek beyaz renkli, zarsı ve düzdür. Yapraklar geniş biçimde şeritsi ila şeritsi mızraksı, sıkapadan kısa, 1 ila 5 cm genişliğinde, hafifçe boyuna katlanmış ve abaksiyal yüzeyde omurgalıdır. Sıkapa 60 ila 80 cm uzunluğunda, silindirik ve yaklaşık yarısı boyunca yaprak kılıfları ile kaplıdır. Sıpata tek valfli ve dökülücüdür. Çiçek durumu küresel ve çok sayıda sıkıca dizilmiş çiçek bulundurmaktadır. Saplarının uzunlukları neredeyse eşit, çiçek örtüsünün birkaç katı uzunluğunda ve bırahtelidir. Çiçek örtüsü beyaz ila soluk mor renklidir. Bölümleri yeşil renkli orta damarlı, dikdörtgensi ve sivri uçludur. İplikçikler, çiçek örtüsü bölümlerinden hafifçe uzun ve tabanda kaynaşıktır. Yumurtalık yumurtamsı küresel ve boyuncuk aşkındır. Dilimizde pırasa adı ile bilinmektedir.

Plantae

Bitkiler alemi

Asparagales

Kuşkonmaz takımı

Amaryllidaceae

Nergisgiller

Allium

Soğan

Gözlem bilgileri

Allium porrum doğal olarak İran’da yayılış gösterir ancak mutfak değeri nedeniyle günümüzde dünyanın büyük bölümünde yetiştirilmektedir. Tarlalar, yol kenarı ve bahçelerde görülen bitki umumiyetle haziran ve temmuz ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.

Harita | Sinonimler | Herbaryum

Etimoloji

Cins adı Antik Yunanca öğütmek anlamına gelir ve bu bağlamda cinse bağlı sarımsak dişlerinin öğütülerek çeşitli yemeklerde kullanılmasına işaret etmektedir. Bazı kaynaklar ise kelimenin kaçınmak anlamına geldiğini ve bu nedenle sarımsağın rahatsız edici kokusuna dikkat çekildiğini belirtmiştir. Epitet Latince pırasa anlamına gelir. Türün bu dildeki kadim adıdır.

Kullanımı

Yapraklar ve sapı pişirilerek yenilmektedir. Bunlar ayrıca salatalara da eklenmektedir. Soğanı ise çiğ ya da pişirilerek tüketilmektedir. Sarımsakla benzer tıbbi özelliklere sahiptir ancak etkisi daha azdır. Buna göre mantar öldürücü, antiseptik, tonik ve parazit düşürücüdür. Soğanı parazit düşürücü, astım giderici, kandaki kolesterol seviyesini düşürücü, antiseptik, spazm giderici, safra söktürücü, terletici, idrar söktürücü, balgam söktürücü, ateş düşürücü, uyarıcı ve kan damarlarını açıcıdır. Soğanı ezilerek ısırık ve sokmalara lapa halinde uygulanmıştır. Bitkinin suyu güve kovucudur. Ayrıca böcekleri ve köstebekleri de uzak tutmaktadır.

Türk Uygarlığındaki yeri

Kendene

Kendene (كندنه), bitkinin Farsçadaki karşılığıdır. Metinlerimizde bitkinin Süryanicedeki karşılığı olan karrata (ܟܪܬܐ)’dan muharref kürrâs (كراث) ismi de kullanılmıştır. Nadiren bitkinin Antik Yunancadaki karşılığı olan prasondan (πράσον) çekilen pırasa (پراصه) ismi de tercih edilmiştir.

Kendene kelimesi ayrıca farâsiyûn için de kullanılmıştır ancak metinde ayırt edici bir tanım verilmeyen tüm kendene kullanımlarını buraya aldık. İşin doğrusu, günümüzde bu bitki için kullandığımız pırasa kelimesi, Antik Yunancada Marrubium vulgare için kullanılmaktaydı. Modern pırasanın adı ise ampeloprason (ἀμπελόπρασον) idi. Aretaeus, acıbâdâm ile alındığında terlemeyi teşvik ettiğini belirtmiş, Plinius, Nero’nun sesini güzelleştirmek için diyetine kendeneyi de eklediğini yazmıştır.

Dioscorides bitkiyi kültive edilen ve yabani olan olmak üzere iki ayrı maddede ele almıştır. İnsan eliyle yetiştirilen kendene’nin kâbuslara neden olduğunu ancak idrar söktürücü, mideye faydalı ve âdet söktürücü olduğunu belirtmiş, yabani olanın ise zehirli hayvan sokması halinde tüketilmesinin etkili olduğunu kaydetmiştir.

Kültüre alınmış kendene ile yabanı kendenenin çiçek kurulları farklılık göstermektedir. İnsan eliyle yetiştirilen kendenenin çiçek başları hem daha büyüktür hem de çiçek örtülerinin rengi farklıdır. Bu nedenle Huneyn bin İshâk, İbnü’l-Baytâr, İbn Sînâ, Bîrûnî, gibi isimler, kendene’yi ele aldıkları metinlerinde çeşitli bölgelerle anılan varyetelere ayırmayı uygun görmüşlerdir: Suriye kendenesi, Endülüs kendenesi, vb…

İslam tıbbı

İbn Sînâ büyük ölçüde Dioscorides’in yazdıklarını tekrarlamıştır. İbn Varrâk, iştah açıcı olmakla birlikte baş ağrısı ve kâbusa neden olduğunu; Gâfikî, idrar söktürücü olduğunu; Râzî, iştah açıcı olup cinsel arzuyu uyandırdığını; İbn Mâsah, hemoroid vakalarında kullanıldığını; İshak bin İmrân, karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını açtığını; Yûhannâ bin Mâseveyh, diş ağrısını geçirdiğini yazmıştır.

Bitki Anadolu’da, çeşitli göz sorunları, kulak ağrısı, diş rahatsızlıkları, idrar yolu şikâyetleri, göğüs ve karaciğer hastalıkları, cilt sorunları, hemoroid ve felç tedavisinde kullanılmış, ayrıca kanama durdurucu, yanık giderici ve idrar söktürücü özellikleri bulunan bitki burun kanamalarını durdurmak için de uygulanmıştır. Ortaçağ Anadolu mutfağında kendene, sekbâc ve digriyge yemeklerinin tariflerine eklenmiş, sperm sayısını ve cinsel hazzı arttırmak için tüketilmiştir. Bitkinin rüyada görülmesinin haksız yollarla elde edilecek kazanca işaret ettiği belirtilmiştir. Bitkinin suyu ile el yıkandıktan sonra akrep tutulursa akrebin sokmayacağı, tohumlarının bir müddet sirkede bekletildikten sonra balıkların olduğu bir su kaynağına döküldüğünde tüm balıkların su yüzeyine çıkacağı kaydedilmiştir. Köstebeğin kötü kokulu nesneleri sevmediği, bu nedenle yakalamak için soğan ve pırasa kullanıldığı rivayet edilmiştir.

Antik Yunan

Pırasa gaz yapıp kâbusa neden olduğu için tamamı ile sağlıklı kabul edilmemektedir. İdrar ve âdet söktürücüdür, bağırsakları çalıştırır, ancak görüş zayıflığına neden olur ve iltihaplı mesane ve böbrekler için zararlıdır. Soyulmuş arpa ile kaynatılıp yenildiğinde maddeleri göğüsten çıkarmaktadır. Deniz suyu ve sirke ile kaynatılarak oturma banyosuna eklenmesi halinde rahimdeki sertlik ve tıkanmalarda faydalıdır. İki kere kaynatılıp soğuk suda bekletilirse tadı güzel olur ve daha az gaza neden olur. Pırasanın kıyılmış yapraklarının suyu sirke ile birlikte özellikle burun kanaması olmak üzere kanama durdurucudur. Mür ile karıştırılırsa afrodizyaktır. Balla karıştırılıp pastil yapıldığında göğüs rahatsızlıkları ve vereme faydalıdır.

Tüketildiğinde nefes borusunu temizler. Ancak sürekli olarak kıyılmış yapraklarla beslenmek görüşü zayıflatır ve mide için kötüdür. Hidromel ile alınan suyu vahşi hayvan ısırıklarına iyi gelir. Pırasa lapa olarak kullanıldığında da bu işe yarar. Mür ve sirke ya da süt ya da gül merhemi ile damlatıldığında kulak ağrısı ve çınlamasına yararlıdır. Yaprakları, sumak meyvesi ile uygulandığında yüzdeki sivilceleri giderir. DI 2-149.

Yabani pırasa, yetiştirilen pırasaya göre mideye daha çok zarar verir. Ancak daha çok ısıtır ve idrar ile âdet söktürücü özellikleri daha güçlüdür. Yabani hayvanlar tarafından ısırılanlara yedirilmiştir. DI 2-150.

Antik Roma

Pırasa, son zamanlarda imparator Nero tarafından kullanılmasıyla hatırı sayılır bir ün kazanmıştır. Nero ayın belirli günlerinde sesini geliştirmek için sadece pırasa ve zeytinyağı yer, o gün ekmeğe bile dokunmazdı. Pırasa tohumu sonbahar ekinoksundan hemen sonra ekilmektedir. Aynı tarhtaki pırasa defalarca kesilebilir ve her zaman iyi gübrelenmelidir. Kesmek yerine soğan elde etmek isteniyorsa belli bir boya gelince başka bir tarha nakledilmelidir. Eskiler soğanı daha çok büyütmek için pırasanın üzerine taş ya da çömlek parçası koyardı ancak günümüzde lifli kökleri ot kancasıyla hareket ettirilmektedir. Pırasanın gübreye ve zengin toprağa ihtiyaç duymasına karşın sudan nefret eder. En değerlisi Mısır’da yetiştirilendir. Mela, imparator Tiberius tarafından kötü yönetimle suçlanınca pırasa suyu yuttu ve herhangi bir ağrı belirtisi göstermeksizin son nefesini verdi. PL 19-33.

Pırasa dövülerek ya da nane ile karıştırılarak burun deliklerine sokulursa kanama durdurucudur. Kadın sütü ile içilen suyu doğum sonrası akıntıları keser. Şiddetli öksürük ile göğüs ve akciğer hastalıklarında etkilidir. Yaprakları sivilce ve yanıklara uygulanır. Balla dövülmüş pırasa yara iyileştiricidir. Sirke ile vahşi hayvan ısırıklarına uygulanır. Kadın sütüyle kulak uğuldamasını gidermek için kullanılmıştır. Baş ağrısı durumunda burun deliklerine ya da yatmadan önce suyuyla bal kulaklara damlatılmıştır. Suyu şarapla yılan ve akrep sokması halinde alınır. Pırasa ya da suyu kan tükürme, verem ve kronik nezleye yararlıdır. Sarılık ve ödem vakalarında suyu arpa suyuyla içilmiştir. Balla karıştırılan suyu rahmi temizler.

Pırasa mantar zehirlenmelerinde tüketilmekte ve ayrıca yaralara sarılmaktadır. Afrodizyak, susuzluk ve sarhoşluk gidericidir. Görüşü zayıflattığı ve şişkinliğe neden olduğu söylenir. Pırasa sese dikkate değer bir netlik kazandırır. Kan tükürenlere suyu, mür ve akakiya ile birlikte verilmiştir. Hipokrat, rahmi açtığını ve doğurganlığı desteklediğini yazmıştır. Balla dövülürse ülserli yaraları temizler. Öksürük, nezle, akciğer ve soluk borusu şikâyetlerine çiğ yenirse iyi gelir. PL 20-21.

© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.472-474.

Fotoğrafları

Allium porrum L. | Sp. Pl.: 295 (1753).

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siteye son eklenen taksonlar

Tüm Bitkiler →