Tanımı
Genellikle 6 ila 10 metre büyüyebilen bir bitkidir. Gövde 40 cm çapındadır. Yapraklar yumurtamsı, 5 ila 9 cm uzunluğunda ve 4 ila 8 cm genişliğinde, tabanları yuvarlak, ucu sivri ve kenarları testere dişlidir. Çiçekler 2 ila 4,5 cm çapında, beş pembemsi taç yapraklı, tek ya da çiftler halinde yapraklardan önce belirirler. Meyve 1,5 ila 2,5 cm çapında, sarı ya da turuncu renkli, güneş gören taraflarında kırmızı lekeli, pürüzsüz ya da kadifemsi ya da kısa tüylü yüzeylidir. Meyvenin etli bölümü sıkı ve çok sulu değildir. Meyve tek tohum taşır. Dilimizde kayısı, zerdali, sarı erik ve fışfış adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Bitkinin anavatanının Orta Asya olduğu düşünülmektedir.🔗 Ancak erken dönemde mutfak değeri nedeniyle dünyanın büyük bölümüne yayılmıştır. Bahçe, yol kenarı ve tarlalarda görülmektedir. Umumiyetle mart ve nisan ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1000 metreye kadar olan rakımlarda Derince ilçesinde gözlemlemek mümkündür.
Etimoloji
Cins adı Latince erik anlamına gelir. Doğrudan erik meyvesini tanımlayan bir kelimedir. Epitet ise Latince Ermenistan anlamına gelir. Arkeolojik verilere göre türün en eski kaydı Ermenistan’dandır.
Kullanımı
Bu bitki hidrojen siyanür içerir ve acı tohum ya da meyveleri yenmemelidir. Küçük miktarlarda hidrojen siyanürün solunumu uyardığı ve sindirimi iyileştirdiği kaydedilmiştir. Ayrıca kanser tedavisinde de yararlı olduğu iddia edilmektedir. Ancak, aşırı dozda alınırsa, solunum yetmezliğine ve hatta ölüme neden olabilir. Meyvesi çiğ, pişirilerek ya da kurutularak tüketilmektedir. Tohumu çiğ ya da pişirilerek yenilmekte ve badem ikamesi olarak kullanılmaktadır.
Kayısı meyveleri sitrik ve tartarik asit, karotenoidler ve flavonoidleri içerir. Besleyici, temizleyici ve hafif müshildirler. Tuzlanmış meyve iltihap giderici ve antiseptiktir. Ateş düşürücü, antiseptik, kusturucu, oftalmiktir. Çiçekler toniktir ve kadınlarda doğurganlığı teşvik eder. Kabuk büzücüdür. Tohum analjezik, parazit düşürücü, astım tedavi edici, spazm çözücü, öksürük giderici, yumuşatıcı, balgam söktürücü, pektoral, sedatif ve yara iyileştiricidir. Astım, öksürük, akut veya kronik bronşit ve kabızlık tedavisinde kullanılmıştır.

Türk Uygarlığındaki yeri
Zerdalû (زردالو), bitkinin Farsçadaki karşılığıdır. Metinlerimizde bitkinin Arapçadaki karşılığı olan mişmiş (مشمش) ve Türkçe karşılığı olan kayısı (قيصی) isimleri de kullanılmıştır.
İbn Varrâk, müshil etkisi bulunmakla birlikte aşırı tüketiminin zararlı olduğunu yazmıştır. Dioscorides, mide için faydalı olduğunu belirtmiştir. İbnü’l-Baytâr, yağının, hemoroid ve dizanteri vakalarında etkili olduğunu ifade etmiştir. Râzî, ağız kokusunu giderdiğini ancak mideye zararlı olduğunu yazmıştır.
Zerdalû Anadolu’da, hemoroid, sarılık, kurdeşen, boğaz ağrısı, kulak rahatsızlıkları, baş ağrısı, dudak rahatsızlıkları, melankoli, hafakan ve anüs şişi vakalarında kullanılmış, ağız kokusu giderici, ter kokusu giderici, susuzluk giderici, parazit düşürücü ve müshil olarak faydalanılmış, atlara kaşıntı giderici olarak verilmiştir. Mişmişiyye adlı yemeğin tarifine girmiş, hareket ve ağır işten hemen sonra yenilmemesi tavsiye edilmiştir. Rüyada tatlı zerdalû görmek hayra, ekşi zerdalû görmek şerre yorulmuş, ayrıca fal amaçlı kullanılmıştır. Âdem’in cennetten çıkarken Allah’ın yanına verdiği bitkilerden biri olduğuna inanılmış, İslâm peygamberinin kendinden mucize istenmesi üzerine kuru bir odunu zerdalû ağacına dönüştürdüğü rivayet edilmiştir. İnsanın olgunlaşma sürecine değinilirken, zerdalû meyvesinin güneşin etkisi ile kuruyup tatlandığı örneği verilmiştir.
© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.732-733.
Fotoğrafları












Leave a Comment