Nasıl tanırım?
Boyuncuğun 1 adet, tepeciğin 5 loblu, çanağın otsu, salgılı ve tacın borazansı olması ayırt edici özelliğidir. Benzer türleri incelemek için cins sayfasına bakabilirsiniz.
Habitat
Yamaç, tarla, tahrip edilmiş arazi
Statü
Yerli
Çiçeklenme
Temmuz – Eylül
Arazi notu
22 Eylül 2019 • Gebze • 70 m • Kayalık
Çanak, yapışkan bir madde salgılayan tüylerle kaplıdır. Bu tuzak, çiçekleri yağmalamaya çalışan karıncalar gibi nektar hırsızlarını yakalayarak tozlaşmayı engellemelerini önlemek için evrimleşmiştir. Bu özellik, bitkinin ilkel bir böcekçil olabileceğine dair spekülasyonlara yol açmıştır.
Cinsin Türkçe adı olan karakına ile Plumbago europaea’nın boyacılıkta kullanılıyor olmasına işaret ediliyor olsa gerek. Ezilmiş toprak üstü kısımları, yün ve ipek gibi lifleri kırmızı tonlarda boyamak için kullanılan doğal bir boya maddesi sağlamaktadır.
Dilenciler, sokaklarda insanlardan daha fazla sadaka koparabilmek ve acınası görünmek için bu bitkiyi cilde sürerek yapay yaralar yaratırlardı.
Kökleri kusturucu, diş ağrısı giderici, salya akıtıcı ve deriyi kabartıcıdır. Bunun yanında kökün çiğnenmesi salivasyonu arttırır ve bu da diş ağrısına iyi gelir. Ayrıca antibakteriyal, antifungal, antikanser ve antimutajenik özellik gösterir. Bitkinin tamamı boyacılıkta kullanılmıştır.
Yaprakları, sindirimi rahatlatmak, kökleri ise idrar söktürücü olarak demlenerek içilmiştir.
Molybdaena tarlalarda yetişmekte ve daha yaygın olarak plumbago adıyla bilinmektedir. Yaprakları lapathum yapraklarına benzemekte olup kökü kalın ve tüylüdür. Çiğnenip aralıklara göze sürülürse gözü etkileyen ve plumbum adı verilen hastalığı iyileştirir. PL 25-97.
Plumbagin içermektedir. Bu sarı pigment, bitkiye hem geleneksel kullanım alanlarını kazandıran hem de ciltte tahrişe ve kabarcıklara neden olabilen güçlü biyolojik aktiviteye sahiptir. Yutulması kusma ve şiddetli mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Hamileler ve emziren anneler için özellikle risklidir.
Yapraklarının alt yüzeyinde görülen beyazımsı kalıntı, bir hastalık değil, bitkinin tuz bezlerinden salgıladığı bir maddedir. Bu bezler, bitkinin dokularındaki fazla tuzu ve mineralleri dışarı atarak toksik seviyelere ulaşmaktan korumaktadır.
Fotoğrafları









Türkiye gözlemleri
Cins adı Latince kurşun anlamına gelir. Cinsin geleneksel olarak kurşun zehirlenmesi vakalarında kullanılmasına işaret eder. Bitki ayrıca plumbum adı verilen bir göz kapaklarında oluşan lekelerin tedavisinde de kullanılmıştır. Ayrıca kökü cilde sürüldüğünde kurşuni bir leke oluşturmaktadır. Epitet Latince Avrupa anlamına gelir ve açık bir şekilde türün yayılış alanına işaret eder. Özgün tanımda bu “ Habitat in Europa australi” olarak belirtilmiştir.
Genellikle 30 cm ila 1 metre büyüyebilen bir bitkidir. Gövde dik ve çok dallıdır. Dallar dik ve dardır. Yapraklar parlak, 5 ila 8 cm uzunluğunda, 3 ila 4,5 cm genişliğinde, kenarları dişli ya da pürüzsüz, orta ve alt yapraklar eliptik ya da ters yumurtamsı, üst yapraklar mızraksı ya da şeritsi, kulaksıdır.
Çiçek durumu uzatılmış bir başak ya da kömeçsi halindedir. Çiçekler 2 ya da 3 adet yaprak benzeri, yeşilimsi, mızraksı ya da yumurtamsı uzatılmış çıplak bırahteli olup menekşe ila leylak pembe renkli ve sapsızdır. Çanak tüpsü ve 6 ila 7 mm uzunluğundadır. Taç mor ile gül rengi arasındadır.
Meyve dikdörtgensi ila yumurtamsıdır. Dilimizde kurşun otu, diş otu, döven otu, kuduz otu, sergil, seçiler otu, sıtma otu ve karakına adları ile bilinmektedir.