Tanımı
3 metreye kadar boylanabilen dik ya da tırmanıcı bir çalıdır. Dalcıklar silindirik veya hafifçe sıkıştırılmış, zaman zaman içleri boş ve seyrek biçimde havlıdır. Yapraklar karşılıklı dizilişli ve basittir. Yaprak sapı 2 ila 6 mm uzunluğunda, eklemli ve havlıdır. Yaprak ayası dairesel ila eliptik ya da ters yumurtamsı, 4 ila 12 cm uzunluğunda, 2 ila 7,5 cm genişliğinde, kağıtsı, damar ekseni hariç çıplak ve küt uçludur. Birincil damarlar, ana damarın iki tarafında 4 ila 6 adettir. Çiçek durumu terminal ve genellikle 3 çiçeklidir. Bırahteler bizsi ve 4 ila 8 mm uzunluğundadır. Çiçekler hoş kokuludur. Çiçek sapı 0,3 ila 2 cm uzunluğundadır. Çanak çıplak veya hafifçe havlıdır. Lobları 8 ya da 9 adet, şeritsi ve 5 ila 7 mm uzunluğundadır. Taç beyaz renklidir. Taç tüpü 0,7 ila 1,5 cm uzunluğunda, lobları dikdörtgensi ila dairesel ve 5 ila 9 mm genişliğindedir. Meyve mor-siyah renkli, küresel ve 1 cm çapındadır. Dilimizde arap yasemini adıyla bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Bitki doğal olarak Hindistan’da yayılış gösterir.🔗 Ancak Ortaçağ’da İslam’ın yayılması ile birlikte Yakın Doğu’ya gelmiş ve kısa sürede oldukça popüler olmuştur.
Etimoloji
Cins adı Farsça yasemin anlamına gelir. Farsça tanrının hediyesi anlamına gelir. Epitet Arapça zambak anlamına gelir. Ortaçağ’da bu bitkiden elde edilen yağ, zambak yağı adıyla biliniyordu. William Aiton bunu korumuştur. Ayrıca bitkinin anavatanı Hindistan olmasına rağmen, Arap yasemini adını da o önermiştir.
Kullanımı
Çiçekler kurutularak aroma verici olarak çaylara eklenmektedir. Çiçeklerinden elde edilen su tatlılara katılmaktadır. Kök ve yapraklar amip düşürücü (özellikle hastalıklara yol açan Entamoeba histolytica‘nın), büzücü, ateş düşürücü ve süt salgısı azaltıcıdır. Suyu kaynatılarak ateş tedavisinde kullanılmıştır. Akciğer nezlesi, bronşit ve astım tedavisinde demlenerek içilmiştir. Yaprakları lapa halinde cilt rahatsızlıkları ve yaralara uygulanmıştır. Ezilmiş yapraklar ve çiçekler, emziren kadınlarda süt üretimini azaltmak amacıyla göğüslere uygulanmıştır. Çiçekleri demlenerek, tıkanıklık giderici olarak göz kapaklarına sürülmüştür. Gövde ateş düşürücü olarak ve apselerin tedavisinde kullanılmıştır. Kökünden elde edilen tentürün yatıştırıcı, anestezik ve yara iyileştirici özelliklere sahip olduğu öne sürülmüştür. Köküne, ateş ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisinde başvurulmuştur. Kökleri, burkulma ve kırıklarda lapa şeklinde uygulanmıştır. Ayrıca akciğer nezlesi, bronşit ve astım tedavisinde kaynatılarak içilmiştir.
Çiçeklerindeki uçucu yağ parfümcülükte kullanılır. Saflığı, kutsallığı, zarif bir sadeliği ve samimiyeti simgelediği için Endonezya geleneğinde kutsal bir çiçek olarak kabul edilir. Kamboçya’da bu çiçek, Buda’ya sunulan bir adak olarak kullanılır. Yasemin, Hinduizm’de kutsal bir çiçektir; meditasyon, dekorasyon, koku ve ibadet amaçlı kullanılır ve Tanrıça Devi’nin tüm tezahürleri için kutsal sayılır.
Türk uygarlığı
Yâsemîn (ياسمين), bitkinin Farsçadaki karşılığıdır. Metinlerimizde ayrıca bitkinin Farsça karşılığı semen (سمن) ve Arapça karşılığı full (فل) isimleri de kullanılmıştır. Bitkiden elde edilen yağ için zanbak (دهن الزنبق) kelimesi kullanılmıştır.
Kalhamân, çilleri giderdiğini; Curcîs bar Cibrâîl bar Buhtîşû’, yağının kokusunun migrene iyi geldiğini; İbni Sînâ, sarı, beyaz ve pembe çiçekli olmak üzere üç türünün bulunduğunu; İbn İmrân, migren ve cilt hastalıklarının tedavisinde başvurulduğunu; Şerîf, siyah saçı beyaz yaptığını ve nezleyi geçirdiğini; Râzî, baş ağrısı vakalarında kullanıldığını yazmıştır. Yağı ise felç, epilepsi ve baş ağrısı vakalarında kullanılmıştır.
Yâsemîn Anadolu’da, kulak ağrısı, siyatik, baş ağrısı, diş rahatsızlıkları, rahim hastalıkları, felç, epilepsi, nezle ve göz rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmış, kilo aldırıcı, terletici, penis büyütücü ve cinsel haz arttırıcı olarak faydalanılmıştır.
Kadınlar tarafından saçlarını siyaha boyamak için uygulanan bitkiyi, rüyada görmek anlaşmazlık olarak yorumlanmış, ayrıca fal amaçlı da kullanılmıştır.
Hacı Bektaş’a birine tâbi olması önerilince, yâsemîn yaprağı üzerinde namaz kılabilene tâbi olacağını söylediği, bunun imkânsız olduğu belirtilince de kendisinin kıldığı rivayet edilmiştir. Biz burada seccade gibi kullanılan yaprağın yâsemîn’e değil, nîlûfer benzeri bir bitkiye ait olduğunu düşünüyoruz, bu durumda yâsemîn kelimesi başka bitkiler için de kullanılmış olabilir. Örneğin nîlûferin yaprakları iridir, suyun üstünde yüzerler ve zaman zaman kurbağaların bu yaprakların üzerine çıkarak güneşlendiklerini de gözlemliyoruz. Elbette, bu yaprak bir insanı taşıyacak kapasitede değildir, keramet de burada devreye girmektedir.
Bitki şiirimizde, çiçeklerinin saf beyaz rengi ve kokusu nedeniyle sevgilinin yüzüne ve kokusuna benzetilmiştir.
İbn Battûta, Ayasuluk (Selçuk)’un yasemin yetiştirilen tarlalarla kaplı olduğunu belirtmiştir. Chau Ju-Kua da, chi-tzi-hua (栀子花) adlı bitkinin Anadolu’da yetiştirildiğini kaydetmiştir. Chau Ju-Kua’nın bahsettiği bitki modern Gardenia jasminoides’tir. Ancak bu bitkinin Ortaçağ’da Anadolu’da yetiştirilmiş olması mümkün değildir. Bu bitki bilimsel adından da anlaşılacağı üzere Jasminum sambac’a çok benzer ve bu da Chau Ju-Kua’nın yanılgısını açıklar.
© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.711-713.
Fotoğrafları






