İçeriğe geç
Anasayfa » Euphorbia resinifera (Reçineli sütleğen)

Euphorbia resinifera (Reçineli sütleğen)

Tanımı

60 cm büyüyebilen ve çok sayıda gövdenin bir araya gelmesi ile 2 metre genişliğe erişen bir çalıdır. Gövdeler dik, sukulent ve dört köşelidir. Kısa fakat keskin, 6 mm uzunluğundaki dikenler gövdenin köşelerinden 1 cm aralıklarla çıkmaktadır. Yapraklar küçük, mızraksı üçgensi ve erken dönemde dökülücüdür. Çiçek durumu gövdelerin ucunda ve yan dallarında çıkmaktadır. İnvolukrum sarımsı yeşildir. Tek ercikli indirgenmiş birkaç erkek çiçek, saplı bir dişi çiçeği çevrelemiştir. Nektar bezleri, genellikle eliptik ve boynuzsuzdur. Meyve 3 loblu bir kapsüldür. Tohumlar küçük ve kahverengimsidir. Olasılıkla kayda geçmiş en eski sukulenttir ve özellikleri milattan önce tanımlanmıştır. Dilimizde reçineli sütleğen adıyla bilinmektedir.

Gözlem bilgileri

Euphorbia resinifera Fas endemiğidir.🔗

Etimoloji

Cins Euphorbus’a adanmıştır. Antonius Musa’nın kardeşidir ve Moritanya kralı Juba’nın hekimidir. Atlas dağlarında keşfettiği bir sukulent türünün laksatif etkilerini yazmış, bu nedenle kral tarafından bu sütleğene onun adı verilmiştir. Epitet Latince reçine taşıyan anlamına gelir. Bitkinin sütü andıran usaresine dikkat çekmektedir.

Kullanımı

Gövdeler hasar aldığında süt beyazı bir usare sızdırır. Bu usare, euphorbium adı verilen ve farmasötik açıdan önem taşıyan reçinenin başlıca kaynağıdır. Reçine tahriş edici ve toksiktir, özellikle göz ve ciltle temasından kaçınılmalıdır.

Türk Uygarlığındaki yeri

Ferfiyûn (فرفيون), bitkinin Antik Yunancadaki karşılığı olan euphorbion (εὐφόρβιον)’dan muharreftir. Halîmî’ye göre Habeşistan’da yetişen (Euphorbia schimperi?), ferbiyûn ve ferîbûn olarak da bilinen dikenli ve usareli bir bitkidir. Usare toplanırken, önce bitkinin altına temizlenmiş koyun işkembesi serilmiş, ardından uzak bir mesafeden bitki yarılarak usarenin posta akması sağlanmıştır.

Dioscorides, sıvısının temasından çekinildiği için önceden bitkiye koyun işkembesi sarıldığını ve belirli bir mesafeden uzun ve ucu sivri aletlerle bitki delinerek toplandığını aktarmıştır. Bitkiye kalça ağrısı ve yılan ısırması vakalarında başvurulmuştur. Hûzâye, düşüğü engellediğini; İbnü’l-Baytâr, felç ve uyuşma vakalarında kullanıldığını ancak doz aşımının ölümcül olduğunu belirtmiştir.

Bitki Anadolu’da, sekte, felç, kulak rahatsızlıkları, idrar yolu hastalıkları, epilepsi, işitme kaybı, kadın hastalıkları, göz şikâyetleri, baş ağrısı, nezle, diş rahatsızlıkları, mide hastalıkları, cilt hastalıkları, böbrek hastalıkları, bel rahatsızlıkları ve siyatik tedavisinde kullanılmış, taş düşürücü, cinsel istek arttırıcı, tüy (saç-sakal) çıkartıcı, panzehir ve iltihap giderici olarak faydalanılmıştır. Karabasan görenlere tavsiye edilen bitki, burun akıntısı tahliyesi için dövüldükten sonra koklanarak, soğuk havalarda ayaklara sürülerek kullanılmıştır.

Bu maddeye Euphorbia officinarum taksonu da dahildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.330-331.

Fotoğrafları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir