İçeriğe geç
Anasayfa » Hyoscyamus niger (Kara banotu)

Hyoscyamus niger (Kara banotu)

FLORA NICOMEDIAE • MEDITERRANEAN-LEVANT-EUXINE

Nasıl tanırım?

Üst gövde yapraklarının sapsız, alttakilerin saplı, tacın sarı, genellikle mor damarlı ve üst gövde yapraklarının sarılıcı olması ayırt edici özelliğidir. Benzer türleri incelemek için cins sayfasına bakabilirsiniz.

ALEMPlantae
TAKIMSolanales
FAMİLYASolanaceae

Habitat

Bozuk arazi, yol kenarı, kayalık

Statü

Yerli

Çiçeklenme

Nisan – Ağustos

Arazi notu

19 Mayıs 2024 • Derince • 220 m • Göl kenarı

Bilgi

Bitki için önerilen ban adı, klasik metinlerde, Moringa oleifera türü için kullanılır. Hyoscyamus için kullanılan isim ise benc/banc’dir.
Antik Yunan’ın en ünlü kehanet merkezi olan Delphi Tapınağı’ndaki kahir kadınlar (pityha), tanrı Apollon’dan mesaj aldıklarını iddia ederek geleceğe dair kehanetlerde bulunurlardı. Bu kadınların kehanet ayininden önce Hyoscyamus yaprakları çiğnediklerini veya bitkinin tohumlarından elde edilen dumanı soludukları öne sürülmektedir. Antik dünyada delilik terimi, modern anlamda patolojik bir durum değil, bilinç değişikliğinin her türü anlamına gelirdi. Banotu ile indüklenen bu durum, Dionysos, Musalar ve Aphrodite tarafından ilham edilen en iyi delilik olarak görülürdü. Bu trans hali, kişiyi kahin veya kutsal bir bilince açardı.
Antik Mısır’da sakran (sarhoş eden) adıyla bilinirdi. Ölü kültünde kullanıldığına dair arkeolojik kanıtlar vardır.
Galya ve Yunanlılar ok ve mızraklarını banotu özüyle zehirlerdi.
Ortaçağ hamamlarında erotik atmosfer yaratmak için tohumları köz üzerine serpilirdi.
Vikinglerin savaş meydanlarında acı hissetmeden, çılgınca ve durdurulamaz bir öfkeyle (Berserker) savaşmalarının sırrını bazı araştırmacılar, savaşa girmeden önce, bu bitkiyi içeren özel bir şarap içmelerinde bulmuştur. Viking mezarlarında yüzlerce banotu tohumu bulunmuştur.
Kolayca temin edilebilmesi ve kullanımının suç teşkil etmemesi nedeniyle Türkiye’de uyuşturucu olarak kötüye kullanıldığını öne sürülmektedir. Ancak bunlar yüksek oranda atropin içermektedir ve genotoksikdir, yani DNA hasarına yol açmaktadır.

Folklor

Kemik, romatizma, iş ağrısı, astım, öksürük, sinir hastalıkları ve mide ağrısı tedavisinde kullanılmıştır. Geleneksel olarak ağrı kesici ve sakinleştirici olarak önerilmiştir. Yaprak ve tohumları yatıştırıcı, kas gevşetici, idrar söktürücü ve yatıştırıcıdır. Tohumlarına diş ağrısını dindirmek için başvurulmuştur. Yaprakları fare kovucudur. Bitki büyü amaçlı olarak kullanılmıştır. Titus Flavius Josephus’a göre Musa peygamber zamanında (Mısır’da) en üst düzey dini görevlinin tacı kara banotunda yapılma bir çelenk ile süslenirdi.
Bitkilerin içinde yüksek oranda bulunan skopolamin alkaloidi, modern psikiyatri ve casusluk tarihinde gerçeklik serumu olarak kullanılmıştır. İnsanın yalan söyleme mekanizmasını (savunma duvarlarını) felç eden bu madde, mikro dozlarda alındığında kişinin sorulan her soruya iradesizce doğru cevap vermesine neden olur.
Cadı otu olarak bilinirdi ve cadıların uçan merhem yapımında kullanılırdı. Bu merhem, özellikle koltuk altı ve kasık gibi kıl yoğun, emilimi hızlı bölgelere sürülürdü. Bazen de bir süpürge sapına uygulanırdı. İçindeki skopolamin deriden emilerek halüsinasyonlar, vücudun havada asılı kalma hissi ve uçma algısı yaratırdı. Ertesi gün kişi ne olduğunu hatırlamıyordu. Bu deneyim, süpürgeyle uçan cadı arketipinin kaynağı oldu.
Banotundan elde edilen hiyosiyamin, modern tıpta antispazmodik olarak ve irritabl bağırsak sendromu, kramplar ve parkinson hastalığı tedavisinde kullanılmaktadır.
Tek bitki yarım milyon tohum üretebilir ve bunlar onlarca yıl toprak altında canlı kalabilir.
Albertus Magnus, nekromansilerin (ölü çağıranların) banotu dumanıyla ruh ve şeytan çağırdığını yazmıştır. Ayrıca aşk büyüsü, yağmur çağırma, görünmezlik ve düşmanları delirtme büyülerinde kullanılırdı.

Dikkat

Zehirli bir bitkidir. Ağız kuruması, susuzluk, yutkunma ve konuşmada zorluk, bulanık görme, kusma, taşikardi, ateş, uyuşukluk, bulanık konuşma, işitsel, görsel veya dokunsal halüsinasyonlar, konfüzyon ve yönelim bozuklukları, hipertansiyon ve komaya neden olabileceği rapor edilmiştir. Bir rapora göre 1985 yılında bitkiyi tüketmek ülkemizde bir çocuk oyununun parçasıymış ve bu nedenle iki çocuk ölmüştür.
Kümes hayvanları için tohumları zehirlidir, yediklerinde sinir sistemleri felç olur, dilleri tutulur ve kısa sürede ölürler.
Türler skopolamin, hiyosiyamin ve atropin gibi güçlü tropan alkaloidleri içerir. Bu maddeler kas kontrolünün kaybı, göz bebeği büyümesi, kalp çarpıntısı, halüsinasyonlar, deliryum ve yüksek dozda koma ve ölüme yol açar.
Orta Çağ Almanya’sında, bira üreticileri biranın sarhoş edici etkisini artırmak,için bira kazanlarına tohumlarını atıyorlardı. Ancak bu durum kitlesel delirmelere ve ölümlere yol açınca, 1516 yılında ünlü Bavyera Birası Saflık Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla biraya arpa, şerbetçiotu ve sudan başka madde katılması kesin olarak yasaklandı. Ayrıca banotlu bira içen kişi ne kadar içerse o kadar susuyordu.
19. yüzyıl Avrupa’sında gezgin şarlatanlar, banotu tohumlarını yakarak diş ağrısı çeken hastalara dumanını soluturlardı. Şiddetli ağrı geçici olarak skopolaminin anestezik etkisiyle bastırılırken, ısınan tohumlar beyaz embriyolarını dışarı fırlatırdı. Dolandırıcılar da bu beyaz parçaları dişten çıkan kurt olarak gösterip, ağrının sebebinin bu olduğunu iddia ederlerdi.


Fotoğrafları

Türkiye gözlemleri

ETİMOLOJİ

Cins adı Antik Yunanca domuz fasulyesi anlamına gelir. Bitkilerin domuzlar için zehirli olduğu kaydedilmiştir. Epitet Latince siyah anlamına gelir. Muhtemelen atıf tohumlarının renginedir. İkili adlandırma öncesi adı “Hyoscyamus vulgaris niger”dir.

BİLİMSEL TANIM

Genellikle 50 ila 100 cm büyüyebilen tek ya da iki yıllık bir bitkidir. Gövde dallı, yoğun yapraklı, yapışkan ve yoğun tüylüdür. Kökler zaman zaman kalın, etli ve 2 ila 3 cm çapındadır. Yapraklar saplı, zaman zaman rozet oluşturmakta, rozet yaprakları yumurtamsı mızraksı ya da dikdörtgensi, 30 cm uzunluğunda, 10 cm genişliğinde, dişli ya da teleksi loblu kenarlı, sivri uçlu, gövde yaprakları yumurtamsı ya da üçgensi yumurtamsı, 4 ila 10 cm uzunluğunda, 2 ila 6 cm genişliğinde, yapışkan tüylerle havlı, tabanda kamamsı ve loblu ya da düz kenarlıdır.

Çiçekler neredeyse sapsız ya da 3 ila 5 m uzunluğunda saplıdır. Çanak tüpsü çansı, 1 ila 1,5 cm uzunluğunda, lobları üçgensi, uzunlukları farklı ve sivri uçludur. Taç soluk sarı renkli, genellikle mor damarlı, çansı ve 2 ila 3 cm uzunluğundadır.

Meyve zamanı çanak testimsi, lobları çoğunlukla dik ve sivri dişli uçludur. Kapsül yumurtamsı yuvarlak, 1,5 cm uzunluğunda ve 1,2 cm genişliğindedir. Tohumlar sarı kahverengi, tablamsı ve 1 mm çapındadır. Dilimizde kara banotu, batbat, bengildek, bengilik, çanakçömlek, çömlek otu, dağdağan, deli bardağın, diş otu, gavur haşhaşı, göz tohumu ve tabanca kapsülü adları ile bilinmektedir.

Türk uygarlığı

Benc (بنج), kenevürün Sanskritçedeki karşılığı olan banga (भङ्ग)’dan alınmıştır. Çulluk Kapan Lügati’nde Türkçede bân tohumı adı ile bilindiği kaydedilmiştir. Beyaz çiçekli olan türü için ise metinlerimizde benc ebyad (بنج ابيض) ve ak benc (اق بنج) adları tercih edilmiştir. Halîmî, benc, bagurı ve benek adları ile bilindiğini ancak benc kelimesinin argoda esrâr anlamında da kullanıldığını kaydetmiştir.
Dioscorides, deliryum ve uykuya neden olduklarını, ancak beyaz olanın (Hyoscyamus albus) tıbbi olarak kullanıma uygun olduğunu, beyazın bulunmadığı durumda sarı olanın (H. aureus) kullanılabileceğini, siyah olanın (H. niger) ise kullanılmaması gerektiğini belirtmiştir. Kulak ağrısı, öksürük, göz rahatsızlıkları, gut, cinsel organlarda şişlik, meme şişi, diş ağrısı ve rahim şikâyetlerinin tedavisinde kullanıldığını, iltihap giderici ve ağrı kesici olarak faydalanıldığını; yağının kulak ağrısına iyi geldiğini yazmıştır.
İbn İmrân, uyutucu ve diş ağrısı giderici olarak kullanıldığını; Râzî, kulunç hastalarının bitkiyi yanlarında taşıyarak iyileşeceklerine inandıklarını, yutulduğunda organların iflas ederek ağızdan köpük geldiğini, acilen ballı su, peyniraltı suyu ve/veya encîr verilerek kusturulması gerektiğini; İbnü’l-Cezzâr ve Îsâ bin Ali, doz aşımının ölümcül olduğunu kaydetmiştir. İbnü’l-Baytâr, yağının, uykusuzluk, baş ağrısı ve kulak ağrısı vakalarında kullanıldığını, sirkeleri öldürmek için uygulandığını aktarmıştır.
Bitkiler Anadolu’da, kulunç, ishal, burun rahatsızlıkları, diş rahatsızlıkları, hemoroit, verem, şerâ, göz ağrısı, kulak ağrısı, rahim ağrısı, nezle, gut, testiste şişlik, meme şişi, diş ağrısı, kan tükürme, baş ağrısı ve cilt rahatsızlıkları vakalarında kullanılmış, taş düşürücü, şişlik giderici, öksürük giderici, ağrı kesici, kilo aldırıcı ve cinsel haz arttırıcı olarak faydalanılmış, vücuda giren sivri aletlerin çıkarılması için başvurulmuş, kadınlar tarafından koltuk altı kılı dökücü olarak uygulanmıştır. Bitkilerin sarhoşluk verici etkisi olduğu ve bu nedenle tüketilmesinin haram olduğu kaydedilmiştir.

İslam tıbbı

Banotu yağı şöyle hazırlanır: Beyaz olan türün kuru tohumu alınır, dövülür ve badem yağı hazırlanırken belirtilen yöntemle sıcak su ile karıştırılır. Kurumaya başlayan kısımlar üste getirilerek kalanı ile karıştırılır ve rengi siyaha dönüp kötü kokana kadar devam edilir. Ardından süzgeçten geçirilerek asılır. Kulak ağrısına iyi gelir, ayrıca yumuşatıcı olduğu için fitillere eklenir. DI 1-35.
Kalın gövdeli bir bitkidir. Yaprakları geniş, dikdörtgensi, parçalı, koyu renkli ve pürüzlüdür. Çiçekler küçük disklerle çevrilidir ve nar çiçeği gibi üst üste büyür. Kapsülleri haşhaş benzeri tohumlarla doludur. Üç türü vardır. İlk türün çiçekleri mor renkli, yaprakları Convolvulus gibi, tohumları siyah renkli ve çanak serttir. İkincisinin çiçekleri sarı renkli olup, yaprak ve kapsüller daha yumuşaktır, tohumları da hardal gibi sarı renklidir. Bu iki tür de deliliğe ve uyuşukluğa neden olur, bu nedenle kullanımları önerilmemektedir. Ancak üçüncü tür tıbben değerlidir. Çiçek ve tohumları beyaz renklidir. Deniz kenarı ve tahrip edilmiş arazilerde yetişir. Tıbben ilk tercih edilmesi gereken budur. Eğer yoksa sarı çiçekli olan da kullanılabilir ancak siyah tohumlu hiçbir koşulda kullanılmamalıdır. Bitkinin suyu yaprak ve saplarından çıkarılmakta ve güneşte kurutulmaktadır.

Antikçağ

Çabuk bozulduğu için bir yıl içinde kullanılmalıdır. Tohumundan da su çıkarılmakta, kurutularak dövülmekte ve sıcak su ile ıslatılarak sıkılmaktadır. Bu su haşhaş suyundan daha iyidir ve güçlü bir ağrı kesicidir. Kuru tohumun suyu, şiddetli ve ateşli romatizmalar, kulak ağrısı ve rahim şikâyetleri için ağrı kesicilere eklenmiştir. Polenta ile göz, ayak ve diğer iltihaplara uygulanır. Tohum da benzer etkilere sahiptir, ayrıca öksürük, nezle, göz akması ve şiddetli ağrıya iyi gelir. Kadınlarda akıntı ve kanama durdurucu olarak haşhaş tohumu ve hidromelle içilmiştir. Öğütülerek şarapla sarıldığında gut, testis şişi, hamilelik sırasında göğüslerin şişmesi vakalarında yararlıdır. Ağrı kesici yakılara da eklenmiştir. Yaprakları tek başına ya da polenta ile sarıldığında yatıştırıcıdır. Taze yapraklar sıvandığında tüm ağrılar için etkili bir ağrı kesicidir. Şarapla içilirse titreme nöbetlerini tedavi eder ancak haşlanarak tüketilirse deliryuma neden olur. Kolon ülseri olanlara lavmanı yapılmıştır. Kökü sirke ile kaynatılırsa diş ağrılarını geçirir. DI 4-68.
Banotu yağı yumuşatıcı olmakla birlikte sinirlere zararlıdır ve içildiğinde beyni rahatsız eder. PL 23-49. Bu maddeye Hyoscyamus aureus ve Hyoscyamus albus taksonları da dahildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.213-215.

Sitede yer alan bitkisel kullanım bilgileri yalnızca bilgilendirme ve kültürel aktarma amacı taşımaktadır. Herhangi bir bitkiyi tıbbi amaçla kullanmadan önce mutlaka bir hekime, eczacıya, fitoterapi konusunda eğitimli bir uzmana veya ilgili sağlık profesyoneline danışılması gerekmektedir.

“Hyoscyamus niger (Kara banotu)” hakkında 1 yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir