Antirrhinum majus (Aslanağzı)
Tanımı
Genelde yarı çalı formunda olan ve 30 ila 70 cm büyüyebilen çok yıllık bir bitkidir. Yapraklar şeritsi ya da şeritsi mızraksıdır. Bunlar 3 ila 5 cm uzunluğunda ve 1 ila 5 mm genişliğindedir. Çiçek kurulu sıkı ila gevşek, salgılı havlı ve bırahte yumurtamsıdır. Çanak lobları yumurtamsı dikdörtgensi, küt uçlu, 4 ila 6 mm uzunluğunda ve taç tüpünden çok daha kısadır. Taç pembe ya da morumsu renkli ve 3 cm uzunluğundadır. Kapsül 8 ila 10 mm uzunluğunda olup tepede üç gözenek tarafından açılmaktadır. Tohumlar 0,6 ila 0,8 mm uzunluğunda ve ağsı buruşuktur. Tohumlarından elde edilen yağ zeytinyağı ikamesi olarak kullanılır. Yaprak ve çiçekler iltihap giderici ve uyarıcıdır. Ayrıca iltihap tedavisinde etkilidir ve hemoroit için başvurulur. Çiçeklerinden yeşil boya elde edilir. Dilimizde aslanağzı adı ile bilinmektedir.
Plantae
Lamiales
Plantaginaceae
Antirrhinum
Gözlem bilgileri
Bitki doğal olarak Akdeniz havzasında yayılış gösterir. Ancak günümüzde dünyanın büyük bölümüne dağılmıştır. Yol kenarı, tahrip edilmiş araziler ve yamaçlarda görülmektedir. Umumiyetle temmuz ve eylül ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 400 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Harita | Sinonimler | Herbaryum
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca burun gibi anlamına gelir. Cinsin çiçeklerinin yapısına işaret eder. Dioscorides kapsüllerinin “buzağı burnuna” benzediğini yazar. Dilimizdeki aslanağzı kelimesi muhtemelen Lucius Junius Moderatus Columella’nın bitkiyi tanımlarken kurduğu cümle ile ilgilidir: “Bitki öfkeli bir aslanın açık ağzına benziyor”. Epitet Latince en büyük anlamına gelir. Açık bir şekilde türün cins özelinde boyutuna işaret etmektedir. İkili adlandırma öncesi adı “Antirrhinum majus alterum, folio longiore”dir.
Türk Uygarlığındaki yeri

Enf el-‘icl
Enf el-‘icl (انف العجل), bitkinin Antik Yunancadaki karşılığı olan antirrihinon (ἀντίρρινον)’un tercüme edilmesi ile elde edilmiştir. Metinlerimizde buna uygun olarak buzağı burnı adı da kullanılmıştır.
Galen bitkinin tıbbi hiçbir faydasının olmadığını yazmıştır. Theophrastus, bitki ile vücudunu ovalayan insanların müsabakalarda (ya da savaşta) başarı kazanacaklarına, şan-şöhret sahibi olacaklarına inandıklarını yazmış ancak bunun “aptalca ve akıl dışı” olduğunu belirtmiştir. Dioscorides bitkinin meyvesinin buzağının burnuna benzediğini, muska halinde taşınırsa zehirlenmeden koruyacağına inanıldığını, ayrıca zanbak yağı ile karıştırılarak vücuda sürülürse kişiyi çekici yapacağına inanıldığını belirtmiştir. Plinius, bitki ile vücudunu ovalayanların görünümlerinin güzelleşeceğine, bileklik olarak kollarına taktıklarında zehirlenme ve diğer olası zararlara karşı korunacaklarına inandıklarını aktarmıştır.
Bitkinin olgunlaşmış meyveleri belirgin biçimde insan kafatasını andırmaktadır. Muhtemelen bunca inancın ardında yatan neden de budur. Bitkiden Anadolu’da sadece zehirlenme vakalarında panzehir olarak faydalanılmıştır.
Bu maddeye Misopates orontium taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.317-318.
Fotoğrafları













Antirrhinum majus L. | Sp. Pl.: 617 (1753).


