Tanımı
Genellikle 2 ila 6 metre büyüyebilen bir bitkidir. Gövdeler dik, koyu renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, 5 ila 20 cm uzunluğunda, 1 ila 3,5 cm genişliğinde, derimsi, sivri ila sipsivri uçlu ve karşılıklı veya üçlü dairesel durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu ve pembe, beyaz ve kırmızı renklidir. Folikül silindirik ve 10 ila 20 cm uzunluğundadır. Tohumlar diködrtgensidir. Dilimizde zakkum, zakkum ağacı, ağan ağacı, ağı çalısı, ağı çiçeği, ağı dalı, ağu ağacı, avu, ayan, fattak, kan ağacı ve zekkum adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Nerium oleander doğal olarak Akdeniz havzası ile Hindistan arasında kalan bölgeye özgüdür.🔗 Ancak günümüzde dünyanın büyük bölümüne dağılmıştır. Dere kenarları ve sulak alanlarda görülen bitki umumiyetle nisan ve eylül ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 800 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Takson kartı
- Plantae (Bitkiler alemi)
- Gentianales (Gentiyan takımı)
- Apocynaceae (Zakkumgiller)
- Nerium (Zakkum)
Nerium oleander L.
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca su anlamına gelir. Günümüzdeki yayılış alanının aksine, zakkumun doğal habitatı dere kenarlarıdır. Epitet Antik Yunanca her dem yeşil anlamına gelir. Bitkinin yılın tamamında yapraklarını korumasına işaret eder. Diğer olasılık ise bitkinin zeytin (olea) ile benzerliğinin kastedildiğidir. Her durumda iki bitki de her dem yeşildir. Türkçe adı olan zakkum Arapça orijinlidir ve Kur’an’da da acı meyveli cehennem ağacı olarak tasvir edilmiştir. Beri taraftan bitkinin (acı olsa bile) yenilebilir bir meyvesinden söz edilemez. Klasik metinlerde bu bitki için kullanılan isimler arasında zakkum kelimesi yoktur. Onun yerine harzehre, difla, ağu ağacı gibi isimler kullanılmıştır. Bu durumda bitkinin adı belirsiz bir şekilde zakkuma dönüşmüştür. Bunda muhtemelen bitkinin hayli zehirli olması etkili olmuştur. Zakkum kelimesi ile gerçekten de acı meyveli olan Arabistan ile Ortadoğu’ya özgü Balanites aegyptiaca (Çöl hurması) kastedilmiş olmalıdır.
Kullanımı
İdrar söktürücü, terletici, kusturucu, hapşırtıcı, balgam söktürücü ve kalp kuvvetlendiricidir. Bunun yanında uyuza karşı etkilidir. Kökü güçlü bir çözücüdür. Ayrıca bitkinin antikanser özelliklere sahip olduğu rapor edilmiştir. Fare zehri, parazit ve böcek öldürücü olarak kullanılmaktadır. Hayli zehirli bir bitkidir. Temas halinde ciltte tahrişe neden olur. Sadece bir yaprağının yutulması bile çocuklarda ölümcüldür. Belirtiler kusma, mide bulantısı, aşırı salya salgılama, karın ağrısı ve kanlı ishaldir. Zehir, yapraklar kurutulduğunda bile ortadan kalkmaz, bu nedenle otçul hayvanlara otlatılmamalıdır, az miktarda bir tüketim bile ölümcüldür.

Türk Uygarlığındaki yeri
Ağu ağacı (اغو اغاجی) bitkinin Türkçedeki karşılığıdır. Halîmî, harzehre ile agu agacının aynı bitki olduğunu ifade etmiştir. Metinlerimizde bitkinin Arapçadaki karşılığı olan difla (دفلي) ve Farsçadaki karşılığı olan harzahra (خرزهره) da kullanılmıştır.
Nerium oleander günümüzde zakkûm olarak bilinmektedir ancak Ortaçağ’da bu isim başka bir bitkinin adıydı. Biz bu bitkiyi zakkûm maddesinde değerlendirdik. Ağu ağacı günümüzde en yaygın kullanılan peyzaj bitkileri arasındadır ve özellikle otoyollarda refüj alanlarını yeşillendirmek için tercih edilmektedir.
Dioscorides, hayvanlar için ölümcül olduğunu, yılan ısırması vakalarında kullanıldığını yazmıştır. İbni Sînâ, sulak alanların kenarında görülen kırmızı çiçekli bir bitki olduğunu; Mâsarcaveyh, yapraklarının tümörlere ve çeşitli cilt rahatsızlıklarına uygulandığını; Îsâ bin Mâsa, çiçeklerinin rahim ağrısında kullanıldığını; Şerîf, saçkıran vakalarında başvurulduğunu; İbnü’l-Baytâr, yağının, uyuz vakalarında faydalı olduğunu belirtmiştir.
Bitki Anadolu’da, kellik, cilt hastalıkları, bel ağrısı, çıban, hemoroid ve diz ağrısı vakalarında kullanılmış, ayrıca parazit düşürücü, haşere kovucu ve panzehir olarak faydalanılmış, hayvanlar için ölümcül olduğu belirtilmekle birlikte, hayvanlarda kabarcık ve atlarda uyuz vakalarının tedavisinde kullanılmıştır. Ahşabı fazla duman çıkardığı için yemek pişirilirken yakacak olarak kullanılması önerilmemiştir.
Bitkinin ölümcül düzeyde zehirli olduğu yaygın olarak bilinen bir gerçektir. Bu bilgi, savaşlarda kullanılmış, yaprağı, bâdrûc yaprağı ve şahm-ı hanzal ile karıştırılıp bıçak ve kılıçlar keskinleştirilmiş, ayrıca bunlarla yaralanan kişilerin yaralarının iyileşmeyeceği kaydedilmiştir. Ortaçağ’da ağaçla ilgili bazı inanışlar da nakledilmiştir. Örneğin, yaprağı, yabrûh, râmek ve igde karıştırılarak buharı tutulursa yağan yağmurun dineceğine inanılmıştır.
Antikçağ
Meşhur bir çalıdır. Gül benzeri çiçekler açar ve meyvesi boynuz gibidir. Tohumlar devedikeni tohumları gibi yünlüdür. Kök uzun ve ince olup tadı tuzludur. Bahçe, deniz ve dere kenarında yetişir. Çiçek ve yaprakları eşek, katır ve dört ayaklıların çoğu için ölümcüldür. Şarap ve sedefotu ile içilirse vahşi hayvanlar tarafından ısırılanlara yardımcı olur. Keçi ve koyunlar bitkinin demlenmiş suyunu içse bile ölür. DI 4-81.
Rhododendron, adından da anlaşılacağı üzere Yunanistan üzerinden gelmiştir, nerium ve rhododaphne adlarıyla da bilinmektedir. Her dem yeşil ve çok dallı olup gül ağacına benzer. Yük hayvanları ile keçi ve koyunlar için zehirlidir. Ancak yılan tarafından ısırılan insanlarda panzehir olarak kullanılmıştır. PL 16-33.
© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.123-124.
Fotoğrafları






Leave a Comment