Trigonella foenum-graecum

Trigonella foenum-graecum (Çemen otu)

Hüseyin Doğan avatarı

Tanımı

Genellikle 10 ila 50 cm büyüyebilen tek yıllık bir bitkidir. Gövde dik, tabandan dallı ve seyrekçe havlı ila tüysüzcedir. Sitipül üçgensi mızraksı, sipsivri uçlu ve düz kenarlıdır. Yaprakçık ters yumurtamsı ile ters mızraksı, kenarı dişli ya da zaman zaman kesik, 1 ila 3 cm uzunluğunda ve 5 ila 15 mm genişliğindedir. Çiçekler yaprak koltuklarında 1 ya da 2 adettir. Çanak tüpsü ve 7 ila 8 mm uzunluğundadır. Dişleri mızraksı şeritsi olup tüple aynı uzunluktadır. Taç sarımsı beyaz renkli, zaman zaman leylak bezeli ve 12 ila 18 mm uzunluğundadır. Meyve silindirik ya da sıkıştırılmış, şeritsi, düz ya da hafifçe kavisli, ağsı damarlı, sıklıkla çıplak ve kademeli olarak 1 ila 3,5 cm uzunluğundaki gagaya doğru daralmaktadır. Tohum meyve başına 10 ila 20 adet, dikdörtgensi ve kabarcıklıdır. Dilimizde çemen otu, boy, pıltan, poy otu ve çaman adları ile bilinmektedir.

Gözlem bilgileri

Trigonella foenum-graecum doğal olarak Türkiye ile Pakistan arasındaki bölgede yayılış gösterir.🔗 Ancak günümüzde eski dünyanın büyük bölümüne dağılmıştır. Kayalık yamaçlar ve tarlalarda görülmektedir. Umumiyetle mart ve temmuz aylarında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1100 metreye kadar olan rakımlarda Derince ilçesinde gözlemlemek mümkündür.

Etimoloji

Cins adı Latince küçük üçgen anlamına gelmekte ve cinse bağlı türlerin yaprakçıkların üçgen biçimde olmasına işaret etmektedir. Epitet Antik Yunanca yunan samanı anlamına gelmekte ve Dioscorides’in Yunanların bitkiyi hayvan yemi olarak kullandıklarına dair notuna dikkat çekmektedir. Ayrıca bitki kurutulduğunda samanı andıran bir koku yaymaktadır. İkili adlandırma öncesi adı “Foenum graecum sativum”dur.

Kullanımı

Tohumları ve yaprakları Türkiye ile Hindistan arasındaki ülkelerin mutfaklarında kullanılmaktadır. Tohumları baharat ve yaprakları salata malzemesi halinde tüketilmektedir. Tohumlar genelde acılıklarını azaltmak ve lezzetini arttırmak için kavrulmaktadır. Hem Ermeni hem de Türk mutfağında (özellikle Kayseri) kurutulmuş etlerin kaplanması amacıyla kullanılmakta ve pastırma adıyla satılmaktadır. Arap coğrafyasında tohumlar kaynatılarak bir tür kahve yapılmaktadır.

Tohumlarından elde edilen yağ gıda ve tıbbi amaçlarla kullanılmıştır. Bitki kuruduğunda güçlü bir saman kokusu yaymaktadır. Tohum ezilerek yağla karıştırıldıktan sonra saç derisine masaj yapılmasının saçları parlattığı belirtilmiştir. Tohumlarından sarı boya elde edilmektedir.

Tohumlar besleyicidir ve anoreksiya hastalarının kilo almalarını teşvik etmesi için verilmektedir. Tohum ve yapraklar iltihap giderici, gaz giderici, tümör iyileştirici, yumuşatıcı, tıkanıklık açıcı, balgam söktürücü, ateş düşürücü, süt arttırıcı, hipoglisemik, müshil, parazit düşürücü, onarıcı ve rahim toniğidir. Tohumlar müsilaj zenginidir ve bu nedenle mide ve bağırsaklardaki iltihaplanma ve ülserlerin tedavisinde faydalıdır. Bunlar ayrıca ağız kokusunu giderir ve kaybolan tat hissini geri kazandırır. Tohumlar dövülerek apse, çıban, yara ve yanıklara lapa halinde uygulanmıştır.

Binlerce yıldır geleneksel tıp sahasında kullanılmasına karşın tedavi edici özellikleri kanıtlanmış değildir. Diğer yandan alerjik reaksiyonlarının yanında ishal, hazımsızlık, karın şişkinliği ve terleme dahil bir dizi yan etkiye neden olabilmektedir. Rahim kasılmalarını tetikleyerek düşük yaptırıcı potansiyeli olduğundan hamilelik esnasında uzak durulmalıdır. Diyabet hastalarının da bitkiden uzak durması önerilmiştir.

Türk Uygarlığındaki yeri

Boy (بوی), bitkinin Türkçedeki karşılığıdır. Halîmî, hubûd cinsindenbir bitki olup buy ve hulbe adları ile bilindiğini kaydetmiştir. Metinlerimizde bitkinin Süryanicedeki karşılığı olan hilba (ܚܠܒܬܐ)’dan muharref hulbe (حلبة) kelimesi de tercih edilmiştir. Silkü’l-Cevahir’de hulbe kelimesinin Türkçe karşılığı için boy önerilmiştir.

Dioscorides, unundan yapılan yemeğin, rahim şikâyetleri, dalak şikâyetleri ve vulva iltihabı vakalarında kullanıldığını, iltihap giderici olarak faydalanıldığını; kreminin saçı temizleyip kepekten arındırdığını; merheminin rahim apsesi, apış arası iltihabı, baş yarası, güneş yanığı, yanık ve çıban vakalarında kullanıldığını, cilt temizleyici ve kepek giderici olarak faydalanıldığını yazmıştır.

Hûzâye, cinsel gücü arttırdığını; İbn Varrâk, şişkinlik ve baş ağrısına neden olduğunu; Mâsarcaveyh, saçları kıvırcık yaptığını, göğse ve akciğere faydalı olduğunu; Yûhannâ bin Mâseveyh, kötü vücut kokusunu giderdiğini; el-Farisî, öksürük, astım ve nefes darlığı vakalarında başvurulduğunu; Râzî, rahim ağrısını geçirdiğini; Çaraka, hemoroide faydalı olduğunu yazmıştır.

Bitki Anadolu’da, bademcik iltihabı, böbrek hastalıkları, penis şişi, kadın hastalıkları, çıban, cüzzam, kulak rahatsızlıkları, nefes darlığı, eklem ağrıları, mide hastalıkları, safra ve dalak hastalıkları, gut, hemoroid, cilt hastalıkları, tüberküloz, çocuklarda diş çıkarma, akciğer hastalıkları, tırnak rahatsızlıkları, anüs şişi ve ishal vakalarında kullanılmış, ayrıca öksürük giderici, süt arttırıcı, cinsel istek arttırıcı, müshil, saç güçlendirici, âdet söktürücü, boğaz yumuşatıcı, idrar söktürücü, ses güçlendirici, doğum kolaylaştırıcı, ve yanık giderici olarak faydalanılmış, atlarda bademcik iltihabı tedavisinde başvurulmuş, faydalı olduğu için güvercinlerin yemlerine eklenmiş, yüz bakımı için uygulanmıştır. Rüyada boy görmenin keder anlamına geldiği kaydedilmiştir.

Antikçağ

Çemenotu yemeği yumuşatıcıdır. Un haline getirilerek hidromelle pişirilir ve uygulanırsa iç ile dış iltihaplara iyi gelir. Soda ve sirke ile çemenotu unu uygulandığında dalağı küçültür. Kaynatılarak kadın hastalıklarının tedavisi için oturma banyolarına eklenmiştir. Suda pişirilirse saçı temizler, kepek ve konağı yıkar ve kazyağı ile rahim ağzına yerleştirilirse rahim bölgesini yumuşatır ve genişletir. Tazesi sirke ile birlikte midesinde ülser olanlar verilmiştir. Kaynatılarak sık idrara çıkanlara ve dizanteri hastalarına verilir. Mersinle birlikte genital organlardaki yaraları ve saçları temizlemek için kullanılmıştır. Mısırlılar bitkinin taze sürgünlerini sebze, Yunanlar bitkiyi yem olarak kullanmışlardır. DI: 2-102.

© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.232-233.

Fotoğrafları

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siteye son eklenen taksonlar

Tüm Bitkiler →