Tanımı
Genellikle 60 ila 200 cm büyüyebilen, çıplak, kötü kokulu ve sürünücü rizomları olan bir bitkidir. Yapraklar karşılıklı dizilişli ve teleksidir. Yaprakçıklar 3 ila 6 çift halinde, mızraksı ila eliptik, 7 ila 15 cm uzunluğunda, 2 ila 6 cm genişliğinde ve testere dişli kenarlıdır. Sitipül yumurtamsı ve 8 ila 30 mm uzunluğundadır. Çiçek durumu genellikle 3 birincil kollu, düz başlı ve 7 ila 10 cm çapındadır. Çok sayıda beyaz (bazen pembe) çiçek görülür. Başçık mor renklidir. Ağustos ve eylül arası olgunlaşan meyveler küresel, 6 mm çapında ve parlak siyah renklidir.
Olgun meyvelerin mor suyu olur. Gövde ve yapraklar sonbaharda kırmızıya döner. Güçlü bir istilacıdır ve özellikle sürgünleri yoluyla yayılmaktadır. Dilimizde ayı otu, azı otu, cüce mürver, hekimana, kımçırık, livor, mürver otu, patpatik, pellempüs, purtlak, sultan otu, şahmelek otu, şahmelik, şahmelik otu, telli gelin, yabani mürver, yer mürveri, yivdim, yivdin, anzili, levor, otsu mürver, bodur mürver, şahmelek otu, şahmelek, sultan, piran, lüver ve lor adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Doğal olarak Batı Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa’da yayılış gösterir ancak günümüzde Amerika kıtasına da dağılmıştır. Dere kenarı, orman sınırları ve yol kenarında görülen bitki umumiyetle temmuz ve eylül ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Harita | Sinonimler | Herbaryum
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca sambuce anlamına gelmektedir. Antikçağa özgü üflemeli bir çalgı aletinin adıdır ve bitkilerin içi boş olan genç dallarının bu amaçla kullanılmasına dikkat çekmektedir. Cinsin Türkçe adı olan mürver olasılıkla Farsça inci (مروارى) kelimesi orijinlidir, eğer böyleyse atıf inci şeklindeki meyvelere yöneliktir. Epitet Latince yaban mürveri anlamına gelir. Etimolojik kökenini bulamadık. İkili adlandırma öncesi adı “Sambucus humilis ebulus folio laciniato”dur.
Kullanımı
Meyveler pişirilerek tüketilmektedir. Çorbalarda tatlandırıcı olarak kullanılmıştır. Yapraklarından çay elde edilmiştir. Meyvelerinden mavi boya ve mürekkep elde edilmiştir. Kök suyu saçı siyaha boyamak için kullanılmıştır. Bunun yanında yapraklarının fare ve köstebekleri kovduğu iddia edilmektedir. Özellikle tohumları olmak üzere her parçası zehirlidir ve bulantı ile baş dönmesine neden olabileceği için sadece uzman gözetiminde kullanılmalıdır. Meyvelerinin bazı insanlarda mide ağrısına neden olabileceği rapor edilmiştir.
Solunum yolları ve ateş tedavisinde kullanılmıştır. Yapraklar antifilojistik, terletici, idrar ve balgam söktürücü, müshil etkilidir. Karaciğer ve böbrek şikayetlerinde başvurulmuştur. Meyvelerin toksisitesi düşüktür ve pişirildiğinde kaybolur. Romatizma tedavi edici, safra söktürücü, terlemeyi arttırıcı, homeopatik ve müshildir. Karaciğer ve böbrek şikayetlerinin tedavisinde yaygın olarak kullanılmıştır. Yapraklara yaralanma ve yaraların tedavisinde, meyveleri hemoroit ve karın ağrısı tedavisinde başvurulmuştur. Ayrıca astım, kısırlık, böcek sokması, mide ağrısı, öksürük, çocuklarda idrarını tutamama, yanık ve romatizma vakalarında önerilmiştir. Yaprakları civcivlerin hastalıklarında, gövdeleri hayvanlarda kene temizlemede etkilidir.
Türk Uygarlığındaki yeri

Hamân
Hamân (خمان), bitkinin Arapça karşılığıdır.
Dioscorides, köpek ısırması, yılan ısırması, rahim şikâyetleri ve ödem vakalarında kullanıldığını, yanık giderici, gut, vajina açıcı, saç rengini koyulaştırıcı, iltihap giderici, yara iyileştirici, müshil ve balgam söktürücü olarak başvurulduğunu yazmıştır. Gâfikî, iki türü olup büyük olanın tıbbi değerinin olduğunu, kırık, burkulma ve yüksekten düşme vakaları ile kuduz köpek ısırmalarında başvurulduğunu kaydetmiştir.
Yaprakları koz yaprağına benzediği belirtilen beyaz çiçekli bitkiler Anadolu’da, ödem, zehirli hayvan sokması, rahim sorunları, köpek ısırması ve nasır vakalarında başvurulmuş, ayrıca saç siyahlatıcı ve yanık giderici olarak uygulanmıştır.
İki türü vardır. İlki ağaca benzer, kamış benzeri dalları yuvarlak, beyazımsı ve hayli uzundur. Yaprakları ceviz yapraklarına benzer ancak küçük ve ağır kokuludur. Dalların ucunda beyaz çiçeklerin bulunduğu şemsiyeler görülür. Meyvesi terebinth meyvesi gibi olup morumsu siyah renklidir. Meyve suyu şarap gibidir. İkincisinin boyu daha küçüktür. Çok sayıda boğumu olan dörtgensi bir gövdesi vardır. Yaprakları az teleksi olup badem yapraklarına benzer, bunlar çentikli ve ağır kokuludur. Çiçek kurulu, çiçek ve meyve diğer türe benzer. Kök uzun ve parmak kalınlığındadır. İki türün de özellikleri ve kullanımları aynıdır.
Antikçağ
Suları dışarı atar ancak mide için zararlıdır. Yaprakları ve yumuşak sebze gibi haşlanırsa balgam ve safrayı temizler. Kökü şarapla kaynatılarak diyetin bir parçası olarak verilirse ödemi olanlara fayda sağlar, ayrıca engerek ısırıklarına da iyi gelir. Su ile kaynatılarak oturma banyosuna eklenirse rahmi yumuşatır, açar ve rahimle ilgili durumları da düzeltir. Meyve şarapla birlikte sürüldüğünde saçı siyaha boyar. Bunun yanında körpe yaprakları polenta ile uygulanırsa iltihabı yatıştırır, yanık ve köpek ısırıklarına iyi gelir. İçyağı ya da keçiyağı ile sıvanırsa fistülü kapatır ve gut hastalığına uygundur. DI 4-173.
Mürver süngersi bir yapıya sahiptir ve odunsudur. Çobanlar, horoz ötüşünün duyulmadığı yerdeki mürverden yapılan borunun normalden çok daha yüksek ses çıkaracağına inanır. Küçük siyah bir meyvesi vardır, suyu yapışkandır ve saçları boyamak için kullanılır. Meyve ayrıca suda kaynatılarak tüketilir.
Bu maddeye Sambucus nigra taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.359-360.
Fotoğrafları













Sambucus ebulus L. | Sp. Pl.: 269 (1753).



Leave a Comment