Tanımı
Genellikle 10 ila 110 cm büyüyebilen çok yıllık bir bitkidir. Gövdeler dik, zaman zaman köklenici ve dalları yükselicidir. Yapraklar 5 ila 35 mm uzunluğunda, darca yumurtamsı ya da mızraksı ila eliptik dikdörtgensi ya da şeritsi, zaman zaman ters mızraksı, sapsız ya da neredeyse sapsız ve her zaman iri saydam beneklidir. Çanak yapraklar mızraksı ila dikdörtgensi ya da eliptik ve sivri ila sipsivri uçludur. Bunlar düz kenarlı ve siyah benekli ya da değildir. Taç yapraklar 8 ila 15 mm uzunluğunda ve kenarları siyah beneklidir. Kapsül 5 ila 9 mm uzunluğunda ve yumurtamsı ila piramitsidir. Dilimizde sarı kantaron, kanterçiçeği, kılıç otu, mayasıl otu, koyunkıran ve binbirdelik otu adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Hypericum perforatum doğal olarak Avrasya’da yayılış gösterir. Neredeyse tüm habitatlarda görülmektedir. Umumiyetle nisan ve ağustos ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Harita | Alttürler | Sinonimler | Herbaryum
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca resim üzerinde anlamına gelir. Eski kültürlerde bitkinin kötü ruhları uzak tutmak amacıyla resimlerin ve ikonların üzerine konulmasına atıftır. Buna benzer bir yaklaşım Hristiyan teolojisinde de mevcuttur. Vaftizci Yahya olarak bilinen (İslam teolojisine göre Herod tarafından idam edilen Yahya peygamber) karakterin yortusu 24 Haziran’da kutlanır. Bu gün boyunca Hristiyanlar sarı kantaron otu toplayarak evlerine getirirler. Böylece kötü ruhları kovduklarına inanırlar. Yahya’nın başının kesildiği tarih olan 29 Ağustos’ta ise sarı kantaronun yapraklarında kana benzer lekeler oluştuğuna inanılır. Epitet Latince delikli anlamına gelir. Türün yapraklarında görülen şeffaf noktalara işaret eder.
Kullanımı
Üst bölümleri kaynatılarak ishal vakalarında kullanılır. Hafif ve orta şiddetli depresyon vakalarında faydalı olduğu rapor edilmiştir. Sinir şikâyetlerinde değerli bir çare olduğu kabul edilmektedir. Çiçek ve yapraklar ağrı kesici, antiseptik, spazm çözücü, aromatik, büzücü, safra söktürücü, sindirim kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, balgam söktürücü, yatıştırıcı, parazit düşürücü ve yara iyileştiricidir. Akciğer sorunları, mesane sorunları, ishal ve sinir depresyonu gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Çocuklarda gece idrar tutamama sorununun tedavisinde de oldukça etkili olduğu rapor edilmiştir. Haricen tümörleri ve morlukları gidermek için lapa olarak uygulanmıştır. Taze çiçeklerden yapılan çay ya da tentür, ülserler, yanıklar, yaralar, çürükler ve kramplar için popüler bir geleneksel tedavi yöntemidir. Çiçekler zeytinyağında demlenerek yaralar, ülserler, şişlikler ve romatizmalara haricen uygulanmaktadır. Güneş yanığının tedavisinde değerlidir. Ayrıca yaralanmalar, ısırıklar ve sokmalar tedavisinde kullanılmıştır. Omurga, gözler ve parmaklar gibi sinir açısından zengin bölgelerdeki yaralarda düşünülmesi gereken ilk ilaç olduğu ifade edilmiştir.
Bulantı, karın ağrısı, iştahsızlık, ishal, baş dönmesi, karışıklık, yorgunluk, sedasyon, kuru ağız, huzursuzluk ve baş ağrısı gibi yan etkileri saptanmıştır. Bunun yanında hayvanlara büyük oranlarda otlatılması zehirlenmeye neden olur. Doğum kontrol hapı ve antidepresanların etkisini azaltabilir. Hamileler ve kronik depresyonu olanlar uzak durmalıdır.
Türk Uygarlığındaki yeri

Heyûfârîkûn
Heyûfârîkûn (هيوفاريقون), bitkilerin Antik Yunancadaki adı olan huperikon (ὑπερικόν)’dan alınmıştır ve ikon üzerinde anlamına gelir. Bitkileri kötü ruhları kovmaları amacı ile resim ve ikonaların üzerine konulmasına işaret eder.
Bu bitkiler günümüzde kantaron olarak bilinirler. Gelgelelim normalde kantaron kelimesi Antikçağ ve Ortaçağ’da iki farklı bitkinin, büyük kantaron Centaurea cyanus ve küçük kantaron Centaurium erythraea’nın adıydı.
Dioscorides’in özgün tanımı incelenirse, Hypericum türlerinin kantaronlarla ilgisi olmadığı görülür. Bitkiler için metinlerimizde kullanılan diğer isim dâzî el-rûmî (داذي الرومي)’dir. Dioscorides, örümcek ısırması, titreme, spazm, bayılma, ateş ve siyatik vakalarında kullanıldığını, yanık giderici, yara iyileştirici, idrar söktürücü, kanama durdurucu, terletici ve âdet söktürücü olarak faydalanıldığını yazmıştır. Hûzâye, hemoroide faydalı olduğunu belirtmiştir. İbni Sînâ, sumâk rengine benzer bir usaresi olduğunu aktarmıştır. Taberî, gut vakalarında kullanıldığını yazmıştır. Anadolu’da, siyatik, gut, felç ve göz rahatsızlıkları vakalarında kullanılmıştır. Ayrıca yara iyileştirici, yanık giderici, âdet söktürücü ve idrar söktürücü olarak faydalanılmıştır.
İslam tıbbı
İbn-i Şerîf, sarı çiçekli bitkinin çam benzeri kokusu olduğunu, budak ve tohumlarının kan renginde olduğunu ve kanama durdurucu olarak kullanıldığını, Manisa’da hemoroid tedavisinde başvurulduğunu aktarmıştır. Bitkilerin çiçekleri ezildiğinde kırmızı bir sıvı sızdırır. Bu kırmızılık günümüzde kantaron yağı olarak bilinen bitkilerden elde edilen yağda da belirgindir. Hypericum perfoliatum’un Antik Yunancadaki karşılığı androsaimon (ἀνδρόσαιμον)’dur. Tam olarak erkek kanı anlamını verir. Bitkilerde görülen yoğun kan bağıntısı, benzer benzeri tedavi eder ilkesi kapsamında kanama durdurucu olarak kullanılmalarını tetiklemiştir.
Bir tür kantarondur ancak boyu farklıdır. Dalları daha büyük olmakla birlikte daha kırmızıdır. Çiçekler sarı renklidir ve çam reçinesi gibi kokar. Ezildiğinde kan benzeri bir sıvı çıkar. Bu nedenle erkek kanı adı ile bilinir. Meyvesi hidromel ile içildiğinde siyatiğe iyi gelir. Boşaltım sistemini temizler ancak hasta iyileşene kadar sürekli verilmelidir. Sarıldığında yanıkları tedavi eder. DI 3-155.
Bu maddeye Hypericum triquetrifolium, Hypericum barbatum ve Hypericum perfoliatum taksonları da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.386-387.
Fotoğrafları








Hypericum perforatum L. | Sp. Pl.: 785 (1753).



Leave a Comment