Tanımı
Genellikle 20 ila 60 cm büyüyebilen bir bitkidir. Gövdeler genellikle dalsız ve sürünücü rizomludur. Yapraklar 4,5 ila 9,5 cm uzunluğunda, dikdörtgensi ila eliptik ya yumurtamsı ve her dem yeşildir. Çanak yapraklar 1 ila 2 cm uzunluğunda, uzunlukları farklı, eliptik ila neredeyse dairesel, düz kenarlı ve kalıcıdır. Taç yapraklar 2,5 ila 4 cm uzunluğunda ve belirgin biçimde asimetriktir. Erciklerin kırmızımsı başçıkları bulunmaktadır. Kapsül 2 cm uzunluğunda ve yumurtamsıdır. Antiseptik özelliği vardır. Spazm çözücü, kabızlık giderici, yatıştırıcı, yara ve yanık iyileştirici ve kurt düşürücü olarak kullanılır. Erozyon kontrolünde kullanılmaktadır. Çiçeklerinden turuncu sarı boya elde edilmektedir. Dilimizde büyük çiçekli binbirdelik otu, iri çanaklı koyunkıran, iri çanaklı kılıçotu, iri çanaklı kantaron, kuzukıran, güneşotu, geyikotu ve kamaniçaotu adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Hypericum calycinum doğal olarak Bulgaristan ve Türkiye’de yayılış gösterir. Ancak günümüzde Avrupa ve Avustralya’ya da dağılmıştır. Ormanlık alanların sınırları, çalılıklar ve yamaçlarda görülmektedir. Umumiyetle mayıs ve ekim ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi 200 ila 1200 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Harita | Sinonimler | Herbaryum
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca resim üzerinde anlamına gelir. Eski kültürlerde bitkinin kötü ruhları uzak tutmak amacıyla resimlerin ve ikonların üzerine konulmasına atıftır. Buna benzer bir yaklaşım Hristiyan teolojisinde de mevcuttur. Vaftizci Yahya olarak bilinen (İslam teolojisinde Herod tarafından idam edilen Yahya peygamber) karakterin yortusu 24 haziranda kutlanır. Bu gün boyunca Hristiyanlar sarı kantaron otu toplayarak evlerine getirirler. Böylece kötü ruhları kovduklarına inanırlar. Yahya’nın başının kesildiği tarih olan 29 Ağustos’ta ise sarı kantaronun yapraklarında kana benzer lekeler oluştuğuna inanılır. Epitet Latince belirgin çanak anlamına gelir. Türün çanak yapısına işaret eder.
Fotoğrafları






Hypericum calycinum L. | Mant. Pl. 1: 106 (1767).



Leave a Comment