Tanımı
Tek yıllık yığınsı bir bitkidir. Saplar dik, 40 ila 80 cm uzunluğunda, 2,5 4 mm çapında ve 3 ila 5 düğümlüdür. Yapraklar 10 ila 45 cm uzunluğunda, 6 ila 15 mm genişliğinde, yüzeyi pürüzlü ve ucu sivridir. Çiçek durumu salkım halinde, salkımlar tek ve 3 ila 8 cm uzunluğundadır. Başakçık bir adet saplı verimli çiçekçikli, kamamsı, sırt bölümünde yassı, 1 ila 1,5 cm uzunluğunda ve kalıcıdır. Alt dışkavuz şeritsi, 4 ila 5 mm uzunluğunda, sipsivri uçlu ve 1 kılçıklıdır. Üst dışkavuz şeritsi, 4 ila 5 mm uzunluğunda, sipsivri uçlu ve 1 kılçıklıdır. Verimli içkavuz eliptik, 9 ila 15 mm uzunluğunda, derimsi, omurgasız, 5 damarlı, sipsivri uçlu ve 1 kılçıklıdır. Başçıklar 3 adet, yumurtalık tepede havlı ve daneler yapışık perikarplidir. Hordeum vulgare dilimizde arpa adı ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri
Hordeum vulgare doğal olarak Doğu Akdeniz havzası ile Uzakdoğu arasında kalan bölgede yayılış gösterir.🔗 Ancak mutfak değeri nedeniyle dünyanın büyük bir bölümünde yetiştirilmektedir. Ekili alanlarda görülen bitki umumiyetle mayıs ve haziran ayları arasında çiçek açmaktadır ve bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Etimoloji
Cins adı Antik Yunanca kıllı anlamına gelir. Cinsin uzun kılçıklarına (awn) işaret eder. Dilimizdeki arpa kelimesi Türkçe kökenlidir. Epitet Latince yaygın anlamına gelir. Türün yaygın olarak yetiştirilmesine işaret eder.
Kullanımı
Hordeum vulgare tohumlarından elde edilen un ekmek ve poğaça gibi gıdaların yapımında kullanılmaktadır. Gluten içeriği düşük olduğu için buğday ekmeği yapımına uygun değildir. Fidelerin suyu meyve suyu gibi tüketilmektedir. Tohumları kavrularak kahve niyetine içilmektedir. Tohum filizlendirildikten sonra kavrulmakta, ardından toz haline getirilerek suda kaynatılmakta ve böylece malt elde edilmektedir. Bu sıvı çok tatlıdır ve biranın yanı sıra çeşitli gıdalarda da kullanılmaktadır.
Hordeum vulgare sürgünleri idrar söktürücüdür. Tohum filizleri, müsekkin, anne sütü azaltıcı, balgam söktürücü, yatıştırıcı ve mide kuvvetlendiricidir. Tohumları hazmettirici, yumuşatıcı, besleyici, ateş düşürücü ve mide kuvvetlendiricidir. Ayrıca yanık ve yaralara lapa halinde uygulanmıştır. Uzun süre Hordeum vulgare ununa maruz kalmanın astıma neden olabileceği rapor edilmiştir.

Türk Uygarlığındaki yeri
Arpa (ارپا), bitkilerin Türkçedeki karşılığıdır. Metinlerimizde arpa aşı anlamında cevâv (جواو) ve arpa suyu anlamında cevâb (جواب) isimleri de tercih edilmiştir. Metinlerimizde yer verilen diğer isim olan şa’îr (شعير) ise, bitkinin Süryanicedeki karşılığı olan sarta (ܣܥܪܬܐ)‘dan alınmıştır. Sabuncuoğlu’na göre cev ve arpa aynı bitkidir.
Dioscorides, süt arttırıcı, iltihap giderici, idrar söktürücü ve temizleyici olduğunu, mideye zararlı olup gaza ve ödeme neden olduğunu; İbnü’l-Baytâr, cilt hastalıklarında kullanıldığını, ağrı kesici ve iltihap giderici olarak faydalanıldığını belirtmiştir.
Kadınlar tarafından yüz bakımında kullanılmış, tüketilmesinin yorgunluğu giderdiği aktarılmış, hem atların semirmesi için verilmiş, hem de ata binmeden önce tüketilmesinin faydalı olduğu belirtilmiştir.
İslam tıbbı
Anadolu’da, menenjit, göz ağrısı, nezle, kulunç, karaciğer hastalıkları, sarılık, böbrek hastalıkları, penis şişi, eklem ağrıları, boğaz ağrısı, zatülcenp, idrar yolu hastalıkları, baş ağrısı, mide hastalıkları, kalp hastalıkları, sıtma, cilt hastalıkları, kulak ağrısı, hemoroid, dil rahatsızlıkları, tüberküloz, nefes darlığı, verem, sarılık, çocuklarda diş çıkarma, çocuklarda kusma, şişlik, gut, eklem ağrıları, cilt sorunları ve baş ağrısı tedavisinde kullanılmış, susuzluk giderici, ateş düşürücü, kilo aldırıcı, idrar söktürücü, öksürük, göz kanaması durdurucu olarak faydalanılmıştır.
Arpa ekmek yapımında kullanılmış ancak bu ekmek yaşlı kişiler ve kulunç rahatsızlıkları olanlara tavsiye edilmemiştir. Arpadan alkollü içki yapılmış, ayrıca cevâv adı verilen yemeğin ve bozanın yapımında kullanılmıştır. Beri taraftan arpanın Antikçağ’daki üstün mutfak değerini Ortaçağ Anadolusu’nda, olasılıkla bugdây ve birincin yaygınlaşmasına bağlı olarak, kısmen yitirdiğini de görüyoruz. Örneğin İslam peygamberinin yaşadığı güçlükleri betimlemek için arpa ekmeği metaforundan faydalanılmıştır.
Başka bir kaynağımızda da İslâm peygamberi Muhammed’in arpa ekmeğini sevdiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra “nesne yiseler arpa etmegin yirlerdi” ya da “ne tonluk var ne harclık var ne tîmar / ne hod at arpası var ne ‘ulüfe” dizelerinde olduğu gibi doğrudan yoksulluk göstergesi olarak kullanıldığını da izleyebiliyoruz. İbn A’sem de, Ras el-‘Ayn halkının, İyâz bin Ganem komutasındaki Arap ordusunu “Ey arpa yiyen ve yün giyenler” cümlesi ile aşağıladığını aktarmıştır. Arpanın, bugdâya göre daha alt bir konuma sahip olduğunu şiirlerden de okuyabiliyoruz. Bununla birlikte arpa’nın faydaları üzerine de müstakil kasideler kaleme alındığını da görmekteyiz.
Anadolu’da arpa
Arpaya çeşitli ilaçlar içinde koruyucu olarak başvurulmuştur. Örneğin, ilaçlar hazırlandıktan sonra 40 gün ya da 6 ay arpa içinde bekletildikten sonra kullanılmıştır. Bu uygulamadaki amaç, arpanın, terkibin içinde olması muhtemel toksik bileşenleri emmesidir. Arpa Ortaçağ Türkçe yazınında ağırlık ölçüsü olarak kullanılmıştır. Ayrıca gibi bir olgunun küçük ve değersiz olduğunu imlemek için de başvurulmuştur. Cebrâil’in, Âdem’e bugdây işlemeyi öğretirken dağılan bugdây kepeklerinden oluştuğuna inanılan arpanın Ortaçağ’da önemli bir iktisadi kalem olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte rüyasında arpayı parayla satan kimsenin rüyası, dünyayı âhirete tercih ettiğine, ücretsiz verenin ise âhireti dünyaya tercih ettiğine yorulmuştur.
Detay verilmemekle birlikte arpanın fal bakmak için de kullanıldığını öğreniyoruz. Buna göre, kötü niyetli varlıklar, yazıcı melekleri gizlice dinledikten sonra öğrendiklerini, dostları olan arpa salıcılar, suya bakıcılar ve müneccimlere iletmekte, bunlar da bilgileri fitne çıkarmak için kullanmaktadırlar. Arpa ile ilgili kehanet faslında örnekleyeceğimiz diğer kullanım ise, Mayıs ayında hava sisli olursa arpanın bol olacağının iddia edilmesidir.
Antikçağ
Tahıllar arasında ilk ekimi yapılandır. Hindistan’da hem yabanisi hem de kültüre alınmışı mevcuttur. En iyi ekmeği ayrıca yulaf lapasını ondan yaparlar. Bununla birlikte onların en sevdiği tahıl pirinçtir. Arpadan, arpasuyu yaparak insanlığa bunu armağan etmişlerdir. Arpa insanoğlunun gıdaları arasında en eski olanıdır. Gladyatörler de eskiden arpaadam olarak anılırlardı. Yunanlılar arpa lapasını diğer tüm tahılların lapasına tercih ederler. Arpayı suya batırırlar ve bir gece kurumaya bırakırlar, ertesi gün ateşin yanında kurutup değirmende un haline getirirler.
Hazır olduğunda; öğütülmüş keten tohumu, kişniş tohumu ve tuzla beraber kavrulur. Arpadan elde edilen ekmek önceleri çok tüketilirken şimdilerde arpa genellikle hayvanlara verilir. Arpasuyunun güç ve sağlık için çok faydalı olduğu Hipokrat tarafından kanıtlanmıştır ve kitaplarından birinin tamamını arpasuyunun faydalarına ayırmıştır. Utica’nın arpasuyu bunlar arasında en kalitelisidir. İlk olarak on bin yıl önce Mezopotamya ve Mısır’da kültürü alındığı bilinmektedir. Günümüzde en çok üretimi yapılan dördüncü tahıldır. Arpa bir dönem uzunluk ve para birimi olarak kullanılmıştır. Sümer tanrıçası Şala’nın sembolüdür.
Antik Yunan
Arpa beyaz renkli ve temiz olduğunda mükemmeldir ancak buğdaydan daha az besleyicidir. Kabuğu çıkarılmış arpadan yapılan ezme çok besleyicidir çünkü kaynatma esnasında su koyulaşmaktadır. Bu ezme nefes borusu şikâyetlerine faydalıdır. Rezene tohumu ile kaynatılıp yudum yudum alındığında süt akışını sağlar. Arpa ezmesi şöyle hazırlanmaktadır: Suda bekletilmiş arpanın kabuğunu çıkarın, güneşte kurutun, ardından tekrar suda bekleterek kabuğunu alın ve tekrar kurutun. Saklarken çıkardığınız kabuk artıklarını arpanın üzerine serpin. Yaparken arpanın on katı kadar su ve öğütülmemiş tuz serpin.
Arpa idrar söktürücü ve müshildir ancak gaza neden olur ve mide için kötüdür. İncir ve ballı su ile kaynatıldığında şişlik ve iltihapları giderir. Zift, çam reçinesi ve güvercin dışkısı ile birlikte kafadaki sertleşmeleri olgunlaştırır. Kokulu yonca (Melilotus) ve haşhaş kapsülleri ile yan ağrılarını giderir. Bağırsak gazı için keten tohumu, çemenotu ve sedefotu ile uygulanır. Mersin, şarap, yabani armut, böğürtlen ya da nar kabuğu ile ishali keser. Sirke ile gut kaynaklı iltihaplara iyi gelir. DI 2-86.
Bira (zuthos), arpadan yapılmaktadır. İdrar söktürücüdür, ancak böbrek ve tendonlara saldırır, özellikle meninkslere zarar verir. Şişkinliğe neden olma, sağlıksız bir mizaç hali ortaya çıkarma ve fil hastalığına neden olabileceği söylenmiştir. DI 2-87.
Arpadan yapılan kourmi adlı bira baş ağrısına neden olur, sağlıksızdır, ayrıca kaslara da zarar verir. DI 2-88.
Antik Roma
Arpa unu çiğ ya da haşlanarak iltihaplı tümörleri yumuşatır ve dağıtır. Çıyan sokmasına balla, yılan sokmasına ise sirkeyle uygulanır. En beyaz arpa en iyisidir. Yağmur suyunda kaynatılmakta ve hamuru pastil yapılarak bağırsak ve rahim ülserasyonlarında kullanılmaktadır. Arpa külü yanıklara, eti sıyrılmış kemiklere, cerahatli kabarcıklara ve fare ısırığına uygulanmaktadır. Tuz ve balla sürülürse dişleri beyazlatır ve nefesi hoş kokulu hale getirir. Arpa ekmeği yemeyi alışkanlık hale getirenlerin ayaklarında gut hastalığının asla görülmediği iddia edilmektedir. Denilir ki bir kişi dokuz arpa tanesini sol eline alıp çıbanın etrafında üç tur attırdıktan sonra tamamını ateşe attığında çıbanı iyileşecektir. PL 22-58.
Tüm tahıllar içinde ilk ekilen arpadır. Arpa unu tıbbi amaçlar için de kullanılmaktadır. Ayrıca yük hayvanları için de macun yapılır, ateşte sertleştirilir, öğütülür, top haline getirilir ve göbeğe sokulur. Bu sayede hayvanın gücü ve dinçliği önemli ölçüde artar. Bazı arpaların başaklarında iki sıra varken, bazılarında daha fazla ve hatta bir türünde altı sıra bulunmaktadır. Tanesi de farklıdır, uzun, ince, kısa ya da yuvarlak biçimli, siyah, beyaz ya da mor renkli olabilmektedir. Arpa tüm tahıllar içinde en yumuşak olandır. Sadece kuru, gevşek ve verimli bir toprağa ekilebilmektedir. Arpa samanı da en iyi samanlar arasında yer alır. “Arpa para kesesine ekilir” derler, çünkü çabuk kâr getirmektedir. Tüm tahıllar içinde arpa en az zarara uğrayandır, çünkü küfün buğdaya saldırmaya başlamasından önce toplanır, bu nedenle akıllı çiftçi sadece yiyebileceği kadar buğday eker. PL 18-13.
Naturalis Historia
Arpa insanın en eski besinlerinden biridir. Başlangıçta Eleusis oyunlarının galiplerine verilirdi, ayrıca hordearii (arpa ile beslenen) adıyla da bilinen gladyatörlere de verilirdi. Yunanların polenta için ilk tercihi arpadır. Arpa önce suda tutulmakta, sonra kuruması için bir gece bekletilmekte, ertesi gün kavrularak değirmende öğütülmektedir. Bazıları arpayı daha fazla kavurur ve üzerine biraz su serper, ardından öğütmek için kuruturlar. Bazıları arpa henüz yeşilken taneleri alır, temizleyerek suya batırır ve havanda döver, ardından sepetlerde yıkar, güneşte kurumaya bırakır, sonra tekrar döver, temizleyerek değirmende öğütür. Ancak hangi yöntemle hazırlanırsa hazırlansın, malzemeler yirmi ölçek arpa, üç ölçek keten, yarım ölçek kişniş ve tuzdur. Bunlar önce iyice kavrulmakta ve ardından değirmende öğütülmektedir. İnce un ve kepek serpilen toprak kaplarda saklanmaktadır. Arpa ekmeği eskiden yaygın olarak tüketilirdi ancak artık itibarsızlaştı ve çoğunlukla sığırları beslemek için kullanılıyor. PL 18-14.
Amylum, kışlık buğday dâhil olmak üzere her tür buğdaydan yapılmaktadır. Ancak en iyisi üç aylık buğdaydan yapılandır. İlk defa Sakız adasında yapılmıştır ve bugün de en iyisi orada yapılmaktadır. Adını değirmen kullanılmadan (a-mylum) yapılmasından almıştır. Buğday taneleri ahşap kaplara konulmuş taze suya batırılır ve su günde beş kere değiştirilir. Geceleri değiştirmek de mümkünse bu daha iyidir. Amaç buğdayın suyu yavaş yavaş ve eşit olarak emmesinin sağlanmasıdır. Ekşiye dönmeden hemen önce tamamen yumuşayınca keten bezden geçirilmekte, mayayla kaplı kiremit üzerine serilmekte ve güneşte kurumaya bırakılmaktadır. PL 18-17.
Bu maddeye Hordeum distichon taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.158-161.
Fotoğrafları
















Leave a Comment