İçeriğe geç
Anasayfa » Alkekengi officinarum (Güveyfeneri)

Alkekengi officinarum (Güveyfeneri)

FLORA NICOMEDIAE • EASTERN MEDITERRANEAN-TEMPERATE ASIA

Nasıl tanırım?

Meyvenin üzümsü, çanağın meyve zamanı şişkin, çiçeklerin tek ve koltuklarda olması ayırt edici özelliğidir.

ALEMPlantae
TAKIMSolanales
FAMİLYASolanaceae
CİNSAlkekengi

Habitat

Orman, dere kenarı

Statü

Yerli

Çiçeklenme

Mayıs – Ekim

Arazi notu

06 Haziran 2025 • İzmit • 140 m • Dere kenarı

Bilgi

Japon kültüründe Hōzōki adıyla bilinir. Her yıl temmuz ayında Tokyo’daki Senso-ji Tapınağı’nda “Hōzōki Ichi” (Güveyfeneri Pazarı) düzenlenir ve insanlar evlerine asmak için bu bitkiyi satın alır. Budist inancına göre bu turuncu fenerler, Ölülerin Ruhu Festivali (Obon) boyunca ölmüş atalarının ruhlarına yollarını bulmaları için ışık tutmaktadır.
Meyve olgunlaşırken çanak yapraklar şişerek birleşir. Feneri andıran bu yapı, ham meyveyi hem rüzgardan hem de böceklerden koruyan bir ambalajdır. Kış mevsimine doğru bu fenerin kağıtsı dokusu çürüyerek dökülür ve parlak meyveyi kuşların ve insanların dikkatini çekecek hale getirir.

Folklor

Olgun meyveler (turuncu kırmızı renkli çanak değil!) çiğ ya da pişirilerek tüketilmektedir. İçerdiği C vitamini limonun iki katıdır. İdrar söktürücü, antiseptik, karaciğer düzeltici ve sakinleştirici olarak kullanılmıştır. İltihap giderici, ateş düşürücü, öksürük kesici ve balgam söktürücüdür. Üriner ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Meyvesi boğaz ağrısı ve derideki kızarıklıkların tedavisinde başvurulmuştur. Bunun yanında olgun meyve idrar söktürücü ve taş düşürücüdür. Yaprak ve gövde ateş düşürücüdür.
Yüksek C vitamini, polifenol ve flavonoid içeriği sayesinde anti-aging kremlerinde ve güneş losyonlarda kullanılmaktadır.

Dikkat

Bitkinin aşırı dozu düşüğe neden olur. Bitkilerin yeşil olan kısımları, yaprakları ve olgunlaşmamış meyveleri zehirli solanin içermektedir. Bu madde ağız kuruluğu, taşikardi, halüsinasyon, koma ve ölüme yol açabilir.


Fotoğrafları

Türkiye gözlemleri

ETİMOLOJİ

Cins adı Arapça mesane kirazı anlamına gelir. Cinsin çanağı meyve zamanı açık biçimde mesaneye andırır. Epitet Latince tedavi edici anlamına gelir. Bu bağlamda türün tıbbi değerine işaret eder.

BİLİMSEL TANIM

Halihazırda bazı kaynaklarda Physalis alkekengi adı ile geçmektedir. Genellikle 30 ila 60 cm büyüyebilen çok yıllık bir bitkidir. Gövde basit ya da dallı, tabanda hafifçe odunsu ve üst bölümde kısaca tüylüdür. Yaprak sapı 1 ila 3 cm uzunluğunda, yaprak ayası darca ya da genişçe yumurtamsı, 5 ila 15 cm uzunluğunda, 2 ila 8 cm genişliğinde, tüysüzce ya da havlı, tabanı eğik, kamamsı, kenarı düz ya da kabaca dişli ve ucu sipsivridir.

Çiçek sapı 0,6 ila 1,6 cm uzunluğunda ve tüysüzce, kısa havlı ya da yoğun ve kalıcı biçimde ülgerlidir. Çanak geniş biçimde çansı, 6 mm uzunluğunda ve yoğun biçimde havlıdır. Taç beyaz renkli, çoğunlukla yeşilimsi ya da sarımsı gözlü, kaşıksı ya da çansı, 1,5 ila 2 cm çapında ve lobludur. Ercikler sarı renkli, meyve sapı 2 ila 3 cm uzunluğunda, meyve zamanı çanak kırmızı ya da turuncu renkli, yumurtamsı, yuvarlak, 2,5 ila 4 cm uzunluğunda, 2 ila 3,5 cm genişliğinde, derimsi ve tüysüzce ya da kalıcı ülgerlidir.

Meyve üzümsü formda, parlak, turuncu kırmızı renkli, küresel ve 1 ila 1,5 cm çapındadır. Tohumlar soluk sarı renkli, böbreksi ve 2 mm çapındadır. Dilimizde güveyfeneri, gelinfeneri, gelin otu, kembel otu, kambil otu, kandil otu, kızıl kaytarma, teleme otu, yabani biber, patlangaç ve kızılyörük adları ile bilinmektedir.

Türk uygarlığı

Kâkenc (كاكنج), bitkinin Farsçadaki karşılığıdır. Bitki için ayrıca ‘urûsperde (عروسپرده) adı da kullanılmıştır. Halîmî, kâkencin it üzümine benzeyen bir bitki olduğunu, çiçeklerinin narenc renginde olup, aşçılar tarafından yemekleri boyamak için kullanıldığını, bazı yerlerde kanbîl adı ile bilinse de bunun hatalı olduğunu, tıbbî olarak ise çiçeğin içinde bulunan kızıl renkli tanelerin toplandığını, ayrıca la’l-gün adı ile de bilindiğini belirtmiştir.
Dioscorides, başa taç olarak takıldığını, diş ağrısı, görme donukluğu ve idrar yolu hastalıklarında kullanıldığını, idrar söktürücü ve uyutucu olarak faydalanıldığını; Hûzâye, iki türü olup sırasıyla Media ve İsfahan’dan geldiğini yazmıştır. İbn-i Şerîf, kâkencin Türkçe adının kanbîl, Farsça adının ise ‘urûsperde olduğunu, yapraklarının patlıcan yaprağına benzediğini, meyvesinin kabuğunun kızıl olduğunu ve içinde üzüm tanesi gibi meyvesinin bulunduğunu, aşçıların meyve kabuğunu yemeklerde gıda boyası olarak kullandıklarını aktarmıştır. Kanbîl ile kâkencin meyve ve yaprakları birbirine benzer, bizce Şerîf iki bitkiyi karıştırmış olmalı. Beri taraftan P. alkekengi’nin ülkemizdeki modern adı kandildir, bu durumda kandili, kanbil şeklinde yazmış da olabilir. Bitki Anadolu’da, kulunç, mesane hastalıkları, idrar yolu hastalıkları, kadın hastalıkları, hemoroit, verem, böbrek hastalıkları ve göz rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmıştır.
Solanum nigrum‘a benzer. Ancak yaprakları daha geniştir. Gövde büyüdükçe yere doğru eğilir. Mesaneyi andıran yuvarlak kapsül içinde meyvesi bulunur. Meyve sarımsı kırmızı renkli, yuvarlak ve üzüm gibi pürüzsüzdür. Çelenk yapımında kullanılır. Tıbbi faydaları Solanum nigrum gibidir. Meyvesi içildiğinde idrar söktürücüdür ve sarılığı giderir. DI 4-71.
Bu maddeye Withania somnifera taksonu da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.434-435.

Sitede yer alan bitkisel kullanım bilgileri yalnızca bilgilendirme ve kültürel aktarma amacı taşımaktadır. Herhangi bir bitkiyi tıbbi amaçla kullanmadan önce mutlaka bir hekime, eczacıya, fitoterapi konusunda eğitimli bir uzmana veya ilgili sağlık profesyoneline danışılması gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir