İçeriğe geç

Rhododendron ponticum (Kumar)

Kumar


Anahtar kelimeler: Tıbbi bitki, Zehirli bitki, Öksin elementi.

Dolaşım

Bitkiler › Funda takımı › Fundagiller › Ormangülü › Kumar

Dağılımı

Bitki doğal olarak Avrupa ve batı Asya’da yayılış gösterir.

Genel bilgiler

5 ila 8 metre büyüyebilir. Sık dallıdır. Yapraklar herdem yeşil, 6 ila 18 cm uzunluğunda ve 2 ila 5 cm genişliğindedir. Çiçekler 3,5 ila 5 cm çapında, menekşe mor renkli ve sıklıkla küçük yeşilimsi sarı beneklidir. Çiçek kurulu 5 ila 20 arası çiçekten oluşur. Çiçek sapı 1,3 ila 7 cm uzunluğunda, sap 2 ila 2,5 cm uzunluğunda, genellikle tüysüz; bırahte ve ikincil bırahte 2,5 ila 3,5 cm uzunluğundadır. Taç çan biçimindedir. 10 adet ercik görülür.

Gözlem

Çalılık, ormanlık alan ve kayalık yamaçlarda görülür. İl genelinde yaygın olarak gözlemlenmiştir.

Yaygın adları

Kumar, Komargülü, Ormangülü, Avu, Mor çiçekli ormangülü, Kafil, Kaful, Kara ağu, Zelenika.

Çiçek zamanı

Mart-Ağustos ayları.

Yükseklik

0-1600 metre arası.

Etimoloji

Cins adı Antik Yunanca “gül ağacı” anlamına gelir. Çiçek yapısının Rosa (gül) cinsini andırmasına atıftır. Tür adı Latince “Pontus” anlamına gelir. Atıf kaynağına üst bölümde değinilmiştir. Joseph Pitton de Tournefort türü “Chamaerhododendros pontica maxima, folio laurocerasi” olarak kaydetmiştir.

Geleneksel tıp

Bitkiden yapılan bir ilaç kalp ve dolaşım bozukluklarını tedavi etmek için kullanılır, ancak uzman gözetimi olmadan kullanılmamalıdır.

Dikkat

Tarihi

Bitkilerin doğrudan savaşla ilişkilendirilmesi ve hatta doğrudan bir savaş aracı olarak kullanılması ise, bu durumda başrole layık olan kesin bir biçimde kumar bitkisidir. Bu bitki, kitlesel biçimde biyolojik savaş unsuru olarak kullanılan ilk bitkidir. Ancak bu konudaki örneklere geçmeden önce bitkiyi biraz tanıyalım:

Rhododendron ponticum, 10 metreye kadar boylanabilen iri bir çalı türüdür. 1,5 ila 2,5 cm. çapında, çan biçiminde, morumsu pembe çiçekleri mart ayından ağustos ayına kadar görülebilir. Bitki genellikle Fagus orientalis domisyonundaki ormanlık alanlarda; deniz seviyesinden 2000 metrenin üzerindeki rakımlara kadar sık koloniler halinde; Balkanlar, Kafkasya, Gürcistan ve Lübnan’a kadar geniş bir coğrafyada yayılış gösterir.

Cins adı Rhododendron, Yunanca “gül” ve “ağaç” kelimelerinden oluşturulmuş bir terkip olup, Türkçe’de bu terkibe benzer biçimde ‘orman gülü’ olarak bilinir. Uluslararası yaygın adı ise cins adı ile aynıdır. Tür epiteti, birincil olarak bitkinin doğal yayılış alanlarından olan kadim Pontus bölgesine işaret eder, ikincil olarak ise bu aşağıdaki açıklayacağımız bağlantı nedeniyle Pontus kralı Mithridatis’e izafe edilir. Cins ve tür ilk defa ikili adlandırma (binominal nomenculature) sisteminin kurucusu Carl von Linneaus tarafından literatüre alınmıştır:

“Rhododendron ponticum foliis nitidis lanceolatis utrinque glabris, racemis terminalibus. Chamaerhododendros pontica maxima, folio laurocerasi. Habitat in Oriente, Gibraltariae subhumidis umbrosis. Folia Pruni Laurocerasi, perennia, acuta: Petiolis breavibus, glabris. Racemus terminalis, longitudine pedicellorum f. Foliorum; Pedicellis alternis, nudis. Calyx minutissimus. Corolla campanulata, magnitudine. Nerii, purpurea. Stamina declinata, longitudine corollae.

Bitkinin çiçek ve yaprakları, insanlar için zehirli olan grayanotoxin toksini barındırır ve bitkiden elde edilen bal Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde ‘delibal’ (mad honey) olarak bilinir. Bu bal, kestane balından bir parça daha koyu renkte olmakla birlikte kahverengi ve acıdır. Tüketildiğinde boğazda yanmaya neden olur. En çok görülen belirtileri ise bulantı ve kusmadır. Bununla birlikte bu baldan zehirlenme vakalarında ölüm hadiselerine nadiren rastlanır.

Bitkinin insanlar üzerindeki etkisi ile ilgili ilk yazılı kaynak M.Ö. 400 dolaylarına tarihlenmektedir. Ahameniş İmparatorluğu’nda yaşanan taht kavgasında Kyros ve II. Artakserhas arasında meydana gelen Cunaxa Savaşı’na Kyros safında katılan paralı 10.000 kişilik Yunan ordusu, Karadeniz sahilinde bulunan Makronlarla anlaşarak, adı antikçağda zehirli bitkilerle özdeşleşmiş Media’nın ülkesi Kolhis’e geçer ve burada Kolhis ordusu tarafından karşılanır. Ancak iki ordu savaşmaz, Yunanlar Trabzon’a doğru giderken yol üstünde bulunan bir köye ulaştıklarında kovanlarda bulunan balı tüketirler, ishal ve kusma vakaları görülür, nihayetinde ordunun tamamı savaşamayacak hale gelir. Ordu, ancak olayın dördüncü günü tekrar harekete geçebilir. Savaşa bizzat katılan Xenophon; baldan az miktar tüketen askerlerin sarhoş gibi davrandıklarını, çok tüketenlerin ise can çekişiyor gibi göründüklerini ifade etmektedir.

Aristo’nun, R. ponticum ile ilgili aktardıkları (doğrusu, duydukları!) Xenophon’un aktardığı ile örtüşür. O’na göre; Pontus bölgesindeki Trabzon şehrinde bulunan güçlü kokulu bir bal, tüketildiğinde sağlıklı bir insanı çılgına çevirmektedir.

Plinius, yayılış alanı olarak Heraclea Pontica (günümüzde Ereğli) olarak verdiği R. ponticum’dan arıların zehirli bir bal ürettiklerini, bitkinin buradaki adının “aegolethron” (keçi yok eden/keçi öldüren) olduğunu ve adına uygun bir biçimde hem keçi hem de sığırlar için ölümcül olduğunu kaydeder. Plinius, delibal ile normal bal arasındaki farkı da açıklar. O’na göre delibal; bahar yağmurlarından sonra solan çiçeklerden arılara tarafından elde edilir, bu bal koyu değildir ve rengi kırmızıya yakındır, tuhaf bir kokusu vardır ve hapşırığa neden olur, ayrıca hazmı daha zordur. Plinius, bu baldan elde edilen şarabın olgunlaştıktan sonra zararsız olduğunu ve hatta cilde iyi geldiğini de kaydetmektedir.

Bitkinin tarihte bıraktığı en önemli izi ise Strabo’nun Coğrafya adlı eserinde görürüz. Roma Cumhuriyeti ile Pontus Krallığı arasında MÖ 73 – MÖ 63 yılları arasında meydana gelen ve Roma Cumhuriyeti’nin zaferi ile sonuçlanan Üçüncü Mithridatis Savaşı esnasında bitki bir biyolojik silah olarak kullanılmıştır. Pontus kralı VI. Mithridates, küçük yaşından itibaren suikast tehdidi nedeniyle zehirlere ilgi duymuş ve zehirlerin insanlar üzerindeki etkilerini saptayabilmek için bunları köleler, suçlular ve savaş esirleri üzerinde denemiştir. Bu bilginin bir karşılığı olarak; Gnaeus Pompeius Magnus’un emrindeki Roma ordusunun üç manipulusu Mosçiçi/Moschian Dağları (günümüzde Yalnızçam Dağları) civarından geçerken, Strabo’nun ismini Heptacometae olarak belirttiği Trapezus (günümüzde Trabzon) ile Pharnacia (günümüzde Giresun) arasındaki bölgede yaşayan yerel kabile tarafından yol boyuna içinde bal olan kâseler konulmuş, bunları tüketen askerler savaşamaz hâle geldiklerinde de kolaylıkla yok edilmişlerdir.

Mithridatis tarafından keşfedildiğine inanılan diğer bitkiler ise Erythronium dens-canis, Agrimonia eupatoria, Eupatorium cannabinum ve Stachys germanica’dır.

Fotoğrafları

Literatür

Species Plantarum, Editio Secunda 562. 1762. L.

Bir Yorum Yazın Cevabı iptal et

Exit mobile version