Laurus nobilis

Akdeniz defnesi


Anahtar kelimeler: Tıbbi bitki, Yenilebilir bitki, Süs bitkisi, Kozmetik, Haşerat kovucu, Asgari endişe (LC), Akdeniz elementi.

Dolaşım

Bitkiler › Defne takımı › Defnegiller › Defne › Akdeniz defnesi

Dağılımı

Bitki doğal olarak Akdeniz havzasında yayılış gösterir.

Genel bilgiler

10 metre büyüyebilir. Gövdesinin alt kısmı gri, üst kısmı yeşildir. Yaprakları 6 ila 12 cm uzunlukta ve 2 ila 4 cm genişliktedir. Yapraklar kokuludur, şekilleri mızrak ucu gibi, kenarları dalgalı, üst yüzleri koyu yeşil, alt yüzleri açık yeşildir. Çiçekleri 1 cm çapında olup açık sarı veya yeşildir, sapın aynı noktasından 4 ila 5 tanesi birden çıkarak birer öbek oluştururlar. Bu çiçek öbekleri yaprağın yanında çift olarak açarlar. Ağaçlar erkek ve dişi olarak ayrılırlar. Meyvesi yaklaşık 1 cm çapında, içinde tek bir tohum barındıran siyah bir üzümsüdür. Çiçekler iki evciklidir.

Gözlem

Deniz kenarı, ormanlık alanlar ve kayalık yamaçlarda görülür. İl genelinde yaygın olarak gözlemlenmiştir.

Yaygın adları

Akdeniz defnesi, Har, Nehtel, Tahnal, Tefrün.

Etimoloji

Cins adını Dafni’den (δάφνη) almıştır. Dafni, Hellen mitolojisinde görülen bir su perisidir. Oldukça güzel olan Dafni’ye, Eros’un (Cupid) etkisiyle Apollon âşık olur ancak Dafni bu aşka karşılık vermez. Apollon’un baskısından bunalan Dafni nehir tanrısı olan babası Peneus’tan yardım ister, o da Dafni’yi sonsuza kadar defne ağacına dönüştürür. Dafni’nin bitkiye dönüşmesine üzülen Apollon, bir dalını kopararak başına taç yapar ve bitkinin kutsal kabul edilmesini ve her dem yeşil kalacağını ilan eder. Tür adı Latince “asil” anlamına gelir. Türün Roma Uygarlığı için oldukça önemli bir yere sahip olmasına işaret eder.

Tarihi

Zaferle ilişkilendirilen bir çalıydı ancak daha çok imparator ve yüksek seviyedeki bürokratların konaklarını süslemek için dikilmekteydi. Bitkinin zaferle ilişkilendirilmesinin ilk örneğini Pithon’un Apollon tarafından öldürülmesi olayında görmekteyiz. Apollon, bir tür kâhin olan ve Delfi şehrinin koruyucusu olan Pithon’u öldürdükten sonra bir defne ağacı dikmiştir. Roma’nın defne üzerinden zaferi somutlaştırmasının en belirgin örneği; modern toplumlarda da sıklıkla görülen çelenk sunma ritüelinde olduğu gibi, zaferden sonra tanrı Jüpiter’i temsil eden bir kişinin defne tacı takarak şehri boydan boya geçtikten sonra tacı Jüpiter’in önüne bırakmasıdır. Yunan uygarlığında yarışları kazanan atletlere ödül olarak verilen defne tacı, Roma uygarlığında zafer kazanan askerlere verilmeye başlandı. Roma’nın en muzaffer generalleri arasında kabul edilen Gaius Julius Caesar, defne tacından o kadar gurur duyardı ki, neredeyse daima başında taşırdı.

Roma kültüründe defne dalı müjdeli bir haber ya da zaferi haber vermek için de kullanılırdı. Savaş sona erdiğinde bir defne dalı Jüpiter’in kucağına konulur ve barış dönemine girildiği halka ilan edilirdi. Erken dönemde krallar başka bir kraldan asker istediklerinde hediyelerini defne dalı ile göndererek bunu belli ederlerdi. Roma Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk consullerinden biri olan Lucius Junius Brutus’un defne ağacının bulunduğu toprağı öpmesi de onun Roma halkını özgürlüğüne kavuşturmasını sembolize etmektedir. Ayrıca defne ağacının bulunduğu bir eve yıldırım düşmeyeceğine de inanılmaktaydı. Defneye herhangi bir şekilde zarar vermek kesin biçimde yasaktı, hatta ağacın sunakta yakılması ya da tanrılara sunulmak için kullanımı bile yasaktı. Defne, aynı zamanda Roma’da erkek adı olarak (Laurea) kullanılan tek ağaçtı. Zaferi simgeleyen defne dalı aynı zamanda barışı simgelemek için de kullanılırdı. Düşman orduları arasında yukarıya doğru defne dalı sallamak ateşkes isteği anlamına gelirdi.

Zafer kazanan legatus’lar zafer haberini haber vermek için Roma Senatosu’na yazdıkları mektupların içine defne yaprağı koyardı. Bu mektuplara literae laureatae denilirdi ve mektubu götüren ulak yanında defne dalı taşırdı. Ayrıca mektubun yazıldığı parşömen kural olarak defne yaprakları ile bağlanırdı. Defne yaprağı ile bağlanmış mektubu taşıyan habercinin tutuklanması yasaktı ve bu haberciye gerekli yardımın sağlanması şartı vardı. Kartaca’yı dize getiren Publius Cornelius Scipio, Kartaca kapılarından girerken elinde özenle seçilmiş bir dal taşıyordu ve elbette bu bir defne dalıydı. Defne büyücü ve kâhinler için de oldukça önemli bir bitkidir, peygamber bitkisi olarak da kabul edilen Laurus nobilis, gelecekten haber veren ya da rüya yorumlayanların vazgeçilmez enstrümanıydı.

Antik Yunan’da “daphnelaion” olarak bilinen defneden, “laurinum” adı verilen defne yağı elde edilirdi. Olgunlaşmış defne meyveleri suda haşlanır ve elle sıkılır; olgunlaşmamış zeytinden (Olea europaea L.) elde edilen yağ, servi (Cupressus L.), kofa (Juncus marginatus Rostk.), eğirotu (Acorus calamus L.) ve defne yaprakları ile birlikte kaynatılırdı. İçildiğinde mide bulandırıcı olan bu yağ kan damarlarını açar ve bitkinlik hissini giderirdi. Tendon sorunları, kulak ağrıları ve mukus akıntısı vakalarında, ayrıca üşütmeye bağlı olarak iltihaplanan böbreklerin tedavisinde başvurulurdu.

Defne yapraklarının kaynatıldığı su, portatif bir küvete konularak içine oturulur; bu banyo vulva ve mesane bozukluklarını gidermek için kullanılırdı. Defnenin yeşil yaprakları büzücüdür ve bunlar kıyılarak arı sokmalarına karşı uygulanırdı. Ayrıca iltihap azaltıcı etkisi nedeniyle arpa unu ile karıştırılarak ekmek yapılırdı. Meyve veya yapraklarından elde edilen su kusturucu olup, bu su zayıflama, astım ve göğüs bölgesindeki mukusların tedavisinde şerbet haline getirilerek bal veya şarapla birlikte alınırdı. Şarapla içildiğinde ayrıca akrep sokmalarına karşı panzehir görevi görürdü. Meyvelerin suyu kulak ağrısı ve işitme kaybı vakalarında kullanılırdı. Böbrek ve idrar yolları taşlarını düşürücü etkisi bulunan ve güçlü bir epistatik olan kökünün kabuğuna; düşük yapmayı teşvik etmesi ve karaciğer bozukluklarının tedavisinde başvurulurdu.

Defne yağı, nar kabuğu ile birlikte uygulanarak; felç, spazm, siyatik, çürükler, baş ağrısı, nezle ve kulak ağrıları tedavisinde kullanılırdı.

Defnenin yaprak, kabuk ve meyveleri kaynatılarak mesane ve rahim sorunlarında kullanılırdı. Yaprakları arı, eşek arısı, yılan ve engerek yılanı sokmalarına karşı topikal olarak uygulanırdı. Yağda kaynatılarak adet kanamasını teşvik etmesi beklenirdi. Yaprakları üç gün art arda çiğnenip yutularak öksürük, balla birlikte dövülerek ise astım vakalarında kullanılırdı. Kök kabuğu hamile kadınlar için önerilmezdi. Kabuğu soyulmuş meyveleri şarabın içine ilave edilip içilerek öksürük ve nefes darlığını gidermesi beklenirdi. Yağ ile birlikte uygulandığında püstüller, çiller, kanamalı yaralar, ağız ülseri ve erüpsiyonlara karşı etkili olduğu kabul edilirdi. Gerek meyve suyu gerek meyve içeren şarabına zehirli hayvanların zehrine karşı panzehir olarak başvurulurdu. Meyveler yağ ve sirke ile birlikte topikal olarak uygulanırsa dalak ve karaciğer hastalıklarında; bal ile birlikte uygulanırsa kangrenli yaralara karşı etkili olduğu vurgulanmıştır. Buğday, anason, kimyon, içyağı, peynir ve defne dallarından bir pasta yapılarak altına defne yaprakları serilip pişirilirdi. Bu pasta mideye iyi gelirdi.

Roma İmparatorluğu’na bağlı Commagane krallığının son hükümdarı Antiochus IV adına basılan paranın arka yüzünde defne yaprakları ile çevrili bir akrep gözükmektedir. Yukarıda değinildiği gibi defne yaprakları akrep zehrine karşı etkilidir.

Roma’da özgürlük tanrıçası Libertas daima defne tacı ile temsil edilirdi. Aynı şekilde iyi niyet ve inanç tanrıçası Fides de zeytin ya da defne tacı ile resmedilir, elinde de meyve sepeti taşırdı.

Defne’nin yıldırımlara karşı koruma olarak görülmesi ile aynı zamanda ölümsüzlüğü simgelemesi nedeniyle imperator’un kapısına asılırdı. Yıldırımdan korkan imperator Tiberius Caesar Augustus, yağmurlu havalarda mutlaka başına defne yaprakları koyardı. Benzer biçimde halk yağmur yağdığında en yakın defnenin altına sığınırdı. Roma halkı da bahçelerine geleneksel olarak mersin, biberiye defne bitkilerini dikerdi. Defne mutlu evliliğin de simgesi olarak kabul edilir, bu nedenle düğün törenleri alanlarına konulur ve hatta düğün hediyelerine defne yaprağı iliştirilirdi. Defne yağı masaj için, defne kokusu ise banyo suyunun güzel kokması için kullanılırdı. Uyku halinde ruhun bedenden ayrıldığına inanıldığı için, geride kalan bedenin korunması adına yastığın altına defne yaprağı konulurdu.

Mutfak

Yaprağı, yemeklerde tat vermek için kullanılmaktadır. Yaprakları kurutularak çay olarak tüketilir.

Geleneksel tıp

Romatizma, deri kızarıklıkları ve kulak ağrıları için kullanılır. Yaprakları antioksidan, analjezik, iltihap giderici ve kasılma çözücüdür. Geleneksel olarak bronşit ve influenza tedavisinde kullanılır. Ayrıca çeşitli kanser türlerini tedavi etmek için kullanılmaktadır. Meyvesi antiseptik, aromatik, sindirimi kolaylaştırıcı, uyuşturucu ve uyarıcıdır. Yapraklardan elde edilen esansiyel yağ narkotik, antibakteriyel ve mantar öldürücü özelliklere sahiptir.

Galen: Sadece insanlar için değil koyunlar için de kullanılır. Yaraları tedavi etmek için başvurulur. Akciğer sorunu olan ya da zehirlenen koyunlarda kullanılır.

Plinius: Yağının taze ve yeşil renkli olanı en değerli olanıdır. Felç, spazm, siyatik, çürükler, baş ağrısı, nezle ve kulak hastalıkları için kullanılır.

İbn-i Sînâ: Felç vakalarında etkilidir. Şişlere uygulanır. Yağı yorgunluk giderici olarak kullanılır. Baş ve kulak ağrılarını gidericidir. Ayrıcı işitmeyi güçlendirir. Astım ve nefes darlığı vakalarında faydalıdır. Yağı kusturucudur. Yaprakları rahim ve mesane sorunlarına faydalıdır. Akrep ve haşerat sokmalarında kullanılır. Tüm zehirlenme vakalarında yararlıdır.

Şirvanî Mahmud: Meyveleri unutkanlığı giderir ve zihni açar.

Biliyor musunuz?

Meyvelerinden elde edilen yağ sabun yapımında kullanılır. Bitkinin yakınlarındaki diğer bitkileri hastalık ve zararlı böceklerden koruduğuna inanılır. Yaprakları böcek kovucu olarak kullanılır.

Fotoğrafları

Literatür

Species Plantarum 1: 369. 1753. L.

Bir Cevap Yazın