Cotoneaster nummularius (Dağ muşmulası)

derleyen:

Tanımı

2,5 metre büyüyebilir. Yapraklar genişçe eliptik ila dairesel, 4 cm uzunluğunda ve 3,5 cm genişliğindedir. Kısa sürgünler mukronat, uzun sürgünler sivri, üst yüzeyi gençken seyrek tüylüdür, zamanla tüysüz hale gelir, alt yüzeyi grimsi kaba tüylüdür. Yaprak sapı 2 ila 3 mm uzunluğundadır. Çiçeklenme kompakt, 3 ila 7 çiçeklidir. Taç yaprak beyaz renklidir. Çiçek sapı, çiçek tablası ve çanak yapraklar beyaz kaba tüylüdür. Meyve kırmızı, 6 ila 8 mm uzunluğunda, gençken havlı, zamanla tüysüzdür. Görseller Gideon Pisanty’nin izni ile kullanılmıştır.

Gözlem bilgileri

Bitki doğal olarak Asya ve Avrupa’da yayılış gösterir. [HaritaSinonimler] Kayalık yamaçlar, dere kenarı ve çalılıklarda görülür. Gölcük ilçesinden kayıt bildirilmiş ancak henüz gözlemlenememiştir. Nisan ve haziran ayları arasında çiçek açar. 800 ila 1600 metreye kadar olan rakımlarda gözlemlenebilir.

Türkçe adları

Dilimizde dağ muşmulası ve tavşan elması adı ile bilinmektedir.

Etimoloji

Cins adı Antik Yunanca ayva gibi anlamına gelir. Muhtemelen meyvelerin tadına işaret etmektedir. Tür adı Latince madeni para anlamına gelir. Türün yaprak yapısına işaret eder. Özgün tanımda bu “disk of leaf flat, orbicular or elliptical, ending in a mucro, in some instances emarginate” olarak belirtilmiştir.

Türk Uygarlığındaki yeri

Bitkiden elde edilen mannayı tanımlamak için şîr hışk (شير خشك) ismi kullanılmıştır. Halîmî, Herât’ta sögüd ağaçlarında bulunan bir madde olup serhuşt ve şîr-huşt adları ile bilindiğini, arpa unuyla birlikte yoğrularak tüketildiğini, ayrıca sıtma vakalarında hastalara verildiğini yazmıştır. Manna (μάννα) kelimesinin karşılığı konusunda bir ittifak yoktur. Bazı kaynaklara göre kutsal metinlerde kudret helvası olarak anılan bir liken türü iken, bazı kaynaklara göre ise belirli ağaçlardan elde edilen reçinelerin karşılığıdır

İbnü’l-Baytâr, Herat şehrinde bulunan sögüd ağaçlarına gökten yağan bir manna olduğunu ve etkileri bakımından terencebînden daha aktif olduğunu; Temimî, terencebîne benzediğini ancak daha büyük ve yumuşak olduğunu, elde tutulduğunda parmaklara yapıştığını, çiğnendiğini kâfûra benzer bir tat verdiğini, ateş, karaciğer iltihabı ve öksürük vakalarında kullanıldığını kaydetmiştir. Anadolu’da, kulak rahatsızlıkları, ağız rahatsızlıkları, çiçek ve göz rahatsızlıkları tedavisinde kullanılmış, kusturucu ve öksürük giderici olarak faydalanılmıştır.

© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.648.

Gıda

Meyveleri tüketilebilir.

Tıp

Meyveler kaynatılarak iştah açıcı, mide ağrısı giderici ve balgam söktürücü olarak kullanılır.

Fotoğrafları