Quercus coccifera (Kermes meşesi)
Quercus coccifera (Kermes meşesi) Akdeniz ülkelerinde kültürel açıdan önemli olan ve binlerce yıldır kullanılan meşhur bir bitkidir.
- 1
Çiçek

Quercus coccifera: 27/12/2020; Yenikent; 138 m.; yol kenarı. © Hüseyin Doğan
- 2
Meyve

Quercus coccifera: 16/09/2020; Çayırova; 15 m.; çayır. © Hüseyin Doğan
- 3
Bellut

Ortaçağ'dan bellut çizimi.
- Alem:
Plantae
- Takım:
Fagales
- Aile:
Fagaceae
- Cins:
Quercus
- Literatür:
Sp. Pl.: 995 (1753).
- Yazar:
L.
- Dağılım:
- Eşadlar:
- Kayıtlar:
Quercus coccifera (Kermes meşesi), Kayıngiller ailesine bağlı Meşe cinsinden genelde 2 ila 3 metre büyüyebilen her dem yeşil bir bitkidir.
Tanımı#
10 metreye kadar büyüyen örnekler rapor edilmiştir. Tomurcuklar 3 ila 4 mm boyunda, pullu, çıplak ya da tüylüdür. Yapraklar yumurtamsı, dikdörtgensi ya da dikdörtgensi mızraksı, derimsi, 1,5 ila 5 cm uzunluğunda, 1 ila 3 cm genişliğinde, kenarları keskince dikenli, nadiren düz, düz ya da dalgalı ve tabanda yüreksi ya da yuvarlaktır. Palamut 2 yılda olgunlaşır ve hemen hemen sapsızdır. Kupula yarı küresel, genişçe çansı ya da kaşıksı, 1 ila 2 cm çapında, 1,5 cm uzunluğunda ve açık kahverengidir. Dilimizde kırmız meşesi, kermes meşesi ve kızıl meşe adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri#
Bitki doğal olarak Akdeniz havzasında yayılış gösterir. Çalılık, makilik ve ormanlık alanlarda görülmektedir. Umumiyetle nisan ve haziran ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1500 metreye kadar olan rakımlarda il genelinde gözlemlemek mümkündür.
Etimoloji#
Cins adının etimolojisi açık değildir. Meşe ağaçları için kullanılan Latince orijinli bir kelimedir. Epitet Latince böcek taşıyan anlamına gelir. Kırmız böceğinin (Kermes) türden beslenmesi ile işaret eder. Bu böceklerden kırmızı renkli bir boya elde edilir. Dilimizdeki kırmızı kelimesi de adını bu böceklerden alır. İkili adlandırma öncesi adı “Ilex aculeata cocciglandifera”dır.
Kullanımı#
Tohumlar pişirilerek yenilmektedir. Tohumları kavrularak kahve gibi içilmiştir. Tohumları ayrıca un haline getirilerek yemeklerde ya da ekmek yapımında kullanılmıştır. Kabuk ve tohumlarında siyah boya elde edilir.
Kanamalar, kronik ishal ve dizanteri tedavisinde kullanılır. Bunun yanında büzücüdür.
Türk Uygarlığındaki yeri#
Cîdâr (جيدار) kelimesinin kökenini bilmiyoruz. Yaprakları bellût yaprağına benzeyen ancak meyve vermeyen ve yeşil yapraklı olan bitki, rahim sorunlarının tedavisinde kullanılmış, panzehir etkisinden faydalanılmıştır. Bitkinin meyve vermediği ifadesini, bitkide mâzû (gal) görülmediği olarak okumalıyız. Daha önce de değindiğimiz gibi, Ortaçağ’da meşelerde görülen gal oluşumlarının meyve olduğu düşünülüyordu.
Dioscorides, Galatya, Kilikya, İspanya ve Ermenistan’da yetişen bitkinin yaralara uygulandığını ve güç kaybı halinde başvurulduğunu, Kilikya’daki ağaçların üzerinde coccum adı verilen tanelerin bulunduğunu ve bunların kadınlar tarafından toplanıldığını yazmıştır. Plinius, bitkide görülen kırmızı tanelerden elde edilen boyanın Romalı generallerin üniformalarını boyamak için kullanıldığını belirtmiştir. Bîrûnî de, kadınların dudaklarını ve elbiselerini boyamak için kullandıkları küçük böcekler olduğunu aktarmıştır.
Şerîf, bitkide kermes adı verilen kırmızı küçük hayvanların bulunduğunu, bitkinin yapraklarının ishal vakalarında kullanıldığını, ayrıca kadınların rahim şikâyetlerini gidermek için yaprakları kaynatarak banyo sularına eklediklerini yazmıştır.
Dioscorides ve Plinius’un tane, Bîrûnî ve Şerîf’in ise hayvansı olduğunu belirttikleri “şey”, kırmızı boya elde edilen ve adını dilimizdeki kırmızı kelimesinden alan Kermes cinsine bağlı böceklerdir. Anavarzalı (günümüzde Kozan, Adana) olan Dioscorides’in böceklerin Kilikyalı kadınlar tarafından toplandığına bizzat şahit olduğunu düşünüyoruz. Dioscorides, Plinius ve Şerîf’in tanımları değerlendirildiğinde, kermesin Antikçağ’da bitkisel bir madde olduğunun düşünüldüğü ancak Ortaçağ’da bir hayvan olduğunun anlaşıldığını görüyoruz. Çalışmamızın kapsamı Ortaçağ ve bitkilerle sınırlı olduğu için, kaynaklarımızda geçen kermes kullanımlara bu nedenle yer vermedik.
Antikçağ#
Ağaçta bulunan gal büzücü olup, öğütülerek sirke ile uygulandığında yaralar ve tendon hasarları için uygundur. Kilikya’daki meşelerde küçük salyangozlara benzeyen bir şey vardır. Oradaki kadınlar bunları çelik bıçaklarla keserek toplar. DI 4-48.
Ağaçlarda kırmızı bir meyve olur (bahsedilen meyve değil “coccus” adı verilen kırmız böceğidir. Dilimizdeki “kırmızı” kelimesinin kaynağı da bu böceğin adıdır. İspanya’da maddi durumu olmayan köylüler haraçlarının bir kısmını bununla öderler. Bu ayrıca savaş esnasında generallerin giydiği pelerini boyamak için de kullanılırdı. PL.
Bu maddeye Quercus ilex ve Quercus robur taksonları da dahildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.) Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.263-264.








