Alkanna tinctoria (Havacıva)
Alkanna tinctoria (Havacıva) binlerce yıldır tıbbi amaçlarla kullanılan, ayrıca boya amaçlı da kullanılan meşhur bir bitkidir.
- 1
Taç yapraklar

Alkanna tinctoria: 20/05/2025; Altıoluk Yaylası; 1354 m.; yayla. © Hüseyin Doğan
- 2
Çanak yapraklar

Alkanna tinctoria: 28/05/2019; Altıoluk Yaylası; 1354 m.; yayla. © Hüseyin Doğan
- 3
Eşek marulu

Ortaçağ'dan eşek marulu çizimi.
- Alem:
Plantae
- Takım:
Boraginales
- Aile:
Boraginaceae
- Cins:
Alkanna
- Literatür:
Flora 7: 234 (1824).
- Yazar:
Tausch
- Dağılım:
- Sıra:
- Kayıtlar:
Alkanna tinctoria (Havacıva), Hodangiller ailesine bağlı Havacıva cinsinden genellikle 10 ila 30 cm büyüyebilen çok yıllık bir bitkidir.
Tanımı#
Ana kökü odunsudur. Gövde birkaç adet olup çoğunlukla yatık-yükselici ve neredeyse dalsızdır. Tabanda yaprak rozeti vardır. Gövdeler silindirik ve kırmızı renkli olup kısa, beyaz ve yumuşak kıllarla kaplıdır. Taban yaprakları küme halinde, 1 ila 7 cm uzunluğunda ve 0,3 ila 1 cm genişliğinde, kıllı, basit, düz kenarlı ve şeritsi-mızraksıdır. Gövde yaprakları daha küçük, almaşlı dizilişli, basit, eliptik-mızraksı, düz kenarlı, kıllı ve sapsızdır. Çiçek durumu terminal talkımlar halindedir. Bırahte şeritsi ila dikdörtgensi mızraksı olup gövde yapraklarına benzer. Uzunlukları farklıdır ve çanak loblarından daha uzundurlar. Çanak beş loblu olup loblar mızraksı, sipsivri uçlu, kıllı, yeşil ya da kırmızımsı renkli ve tabanda birleşiktir. Taç lobları çansı ve mavi renklidir. Ercik 5 adettir. Alkanna tinctoria dilimizde havacıva, eğlik, eğnik, enlik, hevecive, kızıl enlik, tüylü boya ve yerineği adları ile bilinmektedir.
Gözlem bilgileri#
Alkanna tinctoria doğal olarak Akdeniz Havzası’nda yayılış gösterir. Çalılıklar ve kayalık bölgelerde görülmektedir. Umumiyetle nisan ve temmuz ayları arasında çiçek açmaktadır. Bitkiyi deniz seviyesinden 1600 metreye kadar olan rakımlarda Başiskele ve Kartepe ilçelerinde gözlemlemek mümkündür.
Etimoloji#
Cins adı Arapça boya anlamına gelir. Cinse bağlı bazı türlerden boya elde edilmesine işaret eder. Kelime dilimize de kına olarak olarak geçmiştir ancak kına elde edilen bitki Lawsonia inermis’tir. Bitkinin Farsça adı hevâcûyedir. Türkçe adı buradan çıkarılmış gibi gözükmektedir. Türkçe metinlerde bitkinin adı eşek marulu ve enlik olarak geçer. Epitet Latince boya anlamına gelir. Bitkiden boya elde edilmesine işaret eder. Plinius bunu “Elde edilen boya binaları boyamak için kullanılırdı ve bir sanat haline dönüşmüştü” cümlesi ile ifade eder.
Kullanımı#
Sebze olarak tüketilmiştir. Köklerinden elde edilen kırmızı boya gıda renklendirici olarak kullanılmıştır. Köklerinden kırmızı boya elde edilmektedir. Kozmetikte ruj ve allık için kullanılmıştır. Bu boya ayrıca termometrelerde kullanılmaktadır. Karaciğere zarar verebileceğinden dahili olarak kullanımı önerilmemektedir.
Kökü antibakteriyel, kaşıntı giderici, büzücü ve yara iyileştiricidir. Varisli damarların tedavisi, ağrısız yara, yatak yaraları ve kaşıntılı kızarıklıkların tedavisinde harici olarak kullanılmıştır. Öksürük ve bronşiyal katar tedavisinde dahili olarak uygulanmıştır. Ayrıca cilt yaraları ve ishal tedavisinde başvurulmuştur. Bunun yanında bitkinin tüm parçaları yumuşatıcı ve balgam söktürücüdür.
Tarihi#
Türk Uygarlığındaki yeri#
Eşek marulu (اشك مارولى), bitkilerin Türkçe adıdır. Bitkilerin Arapça karşılığı olan hass el-hımâr (خس الحمار)’dan tercüme edilmiştir. Bitkiler için kullanılan diğer isimler, enlik (اكلك), ebû hulsa (ابو حلس) ve Farsçadaki karşılığı olan şencâr (شنجار)’dır. Halîmî, şengâr, şencâr, gâje ve enlik isimleri ile bilindiğini, kadınların süslenmek amacı ile boyasını yüzlerine sürdüklerini, bir diğer isminin ise helvacı ve mumcular tarafından kullanılmasına izafeten hevacuk olarak bilindiğini yazmıştır.
Eşek marulu kaynaklarımızda dört farklı bitki için kullanılan ortak bir kavramdır. Bu bitkilerin tamamı aynı ailendir ve yüzeysel olarak oldukça yakındırlar. Yunanca metinlerde bitkiler kendilerine özgü isimlerle birlikte değerlendirilmiş olmasına rağmen, önceki cümlede değindiğimiz nedenden dolayı Arapça ve Türkçe metinlerde aynı isim altında gösterilmiştir.
Arapça metinlerde bitkilerin tamamı aynı bölümde ele alınmıştır. İbn Sînâ’ya göre çok sayıda türü vardır ve kırmızı yapraklı olan varyetesinin meyvelerini çiğnedikten sonra üzerlerine tükürüldüğünde böcekleri öldürür. Bîrûnî çiçeklerinin gök mavisi renginde olduğunu ve bitkinin baş ağrısını geçirmek için kullanıldığını belirtmiştir.
Antik Yunan#
Yunanca metinlerde bitkilerin ilki ankhousa olarak bilinmektedir. Dioscorides’e göre yaprakları marula benzeyen bitkilerin kökü kırmızı renklidir ve dokunulduğuna boya bulaştırır, sarılık, dalak şikâyetleri, ishal, böbrek iltihabı ve cilt hastalıkları vakalarında kullanılmış, ayrıca düşük yaptırıcı, yanık giderici ve yara iyileştirici olarak uygulanmıştır. Büzücü etkisi nedeniyle yanık ve yaralara uygulanan kök, çeşitli cilt sorunlarında da etkilidir. Bitkilerin kökünün astrenjan etkisine Galen de değinmiştir. Theophrastus köklerinin kırmızı renkli parfümleri (gül parfümü, süsen parfümü gibi) renklendirmek için kullanıldığı aktarır. Ksenofon’a göre bitkilerin kökünden elde edilen boya kadınlar tarafından yüzlerine makyaj yapmak için kullanılırdı. Plinius bitkilerin kökünün yünleri boyamak için kullanıldığını, yara ve yanıkları geçirmek için uygulandığını ve karaciğer ile dalak sorunlarında başvurulduğunu, bunun yanında kaynatılmış kökünün ise pire kovucu olduğunu kaydetmiştir.
Ankhousa hetera olarak bilinen ikinci bitkiye yılan ısırması ya da zehirli madde yutulması halinde başvurulmuş, bitki ağızda çiğnendikten sonra zehirli yaratıkların ağzına tükürüldüğünde, canlıyı öldüreceği aktarılmıştır. Üçüncü bitkinin adı ankhousa alledir. Parazit düşürücü olarak faydalanılan bitkinin ağızda çiğnenmesi ikinci maddedeki bitki ile aynı etkiye sahip olduğu kaydedilmiştir. Lukapsos olarak bilinen son bitkinin terlemeyi engellediği, yaraları iyileştirmek için üzerlerine sürüldüğü ve cilt hastalıklarında başvurulduğu belirtilmiştir.
Arapça metinlerde görülen yaklaşım Türkçe metinlerde de aynen korunmuştur. Bitkiler, tırnak yarılması, cilt çatlağı, gut, şişlik, dalak, kulak ile ayak ağrısı ve hemoroit tedavisinde kullanılmıştır.
Antik Roma#
Yaprakları marul yapraklarına benzer ancak sivri uçludur. Kök parmak kalınlığındadır ve yazın kırmızı renk alır, dokunulduğunda da elleri boyar. Kök büzücüdür, balmumu ve zeytinyağı ile kaynatılarak yanıklar ve eski yaralara sarılmıştır. Polenta ile uygulanırsa yılancığı tedavi eder. Sirke ile uygulanırsa cüzzamı iyileştirir. Rahim ağzına yerleştirilirse fetüsü çeker. Kaynatılarak sarılık ve böbrek hastalarına verilmiştir. Yaprakları şarapla içilirse ishali keser. Kökü parfümleri kalınlaştırmak için kullanılmıştır. 4-23
Kökü papirüs gibi yapraklara bölünmüştür, dokunulursa eli kan rengine boyar ve yüne zengin renkler vermek için kullanılır. Cerate ile uygulandığında özellikle yaşlılardaki ülserli yaraları iyileştirir ve yanıkların tedavisinde başvurulur. Suda çözünmemektedir ancak zeytinyağında çözünmektedir. Sirke ile cüzzam tedavisinde ve çillerin giderilmesinde kullanılmıştır. Bal ve unla dövülmüş yaprakları burkulmalara uygulanır. Ballı şarapla alınırsa bağırsaklardaki gevşekliği durdurur. Kökünün suda kaynatılmasının pireleri öldürdüğü söylenir. PL 22-23.
Bu maddeye Echium angustifolium, Lithodora fruticosa ve Echium italicum taksonları da dâhildir. © Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.323-325.








